Milletçe içimiz yalım yalım yanmakta. Almanın topu, tüfeği, leopar tankı, fabrikası, parası varsa bizim de iman do- lu göğsümüz var.

Bu iman dolu göğüsten kopup gele- cek her haykırış, tarihten önce varolmuş ve tarihten sonra da yaşayacak olan Türkün azim ve kudretini, gavurun ku- lak tozuna bir Osmanlı şamanı gibi indi- recektir.

Almanın bira mayası köpürüyorsa, bizim de ayranımız kabarıyor.

Arkadaşlar, biz madem ki Türküz; madem ki dinimiz cinsimiz uludur:

O zaman bize garp alemi gibi soğuk- kanlı politikalar, gerçekten etkili girişim- ler yaramaz. Biz içerde ne kadar birbiri- mizi kızıştırır ve bağıra çağıra iman taze- lersek o kadar iyi sonuç alırız.

Ne demek soğukkanlı analiz? Ne demek ince diplomatik manevra- lar?

Şöyle okkalıca küfürleri basınca ra- hatıyoruz ya; bu da bize yeter.

Zaten Osmanlı da son döneminde İn- giliz siyasetine, Alman hesaplarına böy- le cevap vermedi mi?

Sonunda gavurlar kazandı ama ol- sun, biz de maça gitmiş gibi iyice içimizi boşalttık ya!

Bakın Yalım Erez beye!

İçi yalım yalım yanan bu büyüğümüz BMW otomobilini Alman konsolosluğu önünde terkedecekti.

Sonra (herhalde hanımefendinin uyarısıyla) bir süre kullanmayacağını açıkladı.

Bre mel'un Alman, bu ağır protestoyu da görmezden mi geleceksin?

Düşünün Yalım Beyin BMW'si garaj- da duracak ve kendisi iki hafta Ameri- kan arabasına binecek.

Ben BMW firmasının ya da Alman Hükümetinin yerinde olsam bu zillete katlanmaktansa, şerefimle kararlarımı geri alırdım. Bütün vatandaşlar bu va- tansever politikayı izlemeli.

Ey Türk evladı!

Sen de Mercedesini, BMW'ni bıra- kıp öbür otomobillerinden birine bin.

Ne yazık ki benim Alman arabam yok. Bu yüzden vatanseverlik görevimi yerine getiremiyorum. Acaba milli hisle- rimi ispat etmek için hemen bir Alman arabası alıp garaja mı kilitlesem?

Ama bu boykotlar yetmez arkadaşlar. Bize kalırsa Türk köylülerine Beetho- wen dinlemeyi yasaklayalım. Davul- zurna ve arabeskle yetinsinler.

Romatizmalılarımız aspirin içmesin. Evlerimizdeki Saba, Telefunken, Blau- punkt, Bosch, Siemens gibi makineleri çöpe atalım, ya da Yalım Bey gibi bu aletleri bir süre çalıştırmayarak Almanla- rı cezalandıralım.

Werder Bremen yenilgisini kabul et- meyip, yendiğimizi ilan edelim.

Felsefe kitaplarımızdaki Kant bölüm- lerini yırtalım, edebiyat kitaplarımızdaki Goethe, Schiller, Cleist sayfalarını yakalım.

Ya da Alman malı televizyonumuzun karşısına geçip, Almanların kurmuş ol- duğu TRT studyolarından yapılan ya- yınları izleyelim ve milletçe Almanlara küfür edip rahatlayalım.

**

Almanlara karşı uluslararası planda ciddi bir muhalefet bizim neyimize ge- rek?

Dünya kamuoyuna düşüncelerimizi anlatma, uluslararası güven sağlamış şahsiyetlerle görüşme gibi önlemlerden anlamayız biz.

Kendi sınırları içinde birbirini kızıştırıp duran "en kahraman Rıdvan"lar ye- ter bize.

Yoksa "az gelişmiş ve içgüdüsel tepkilerle hareket eden bir Ortado- ğu halkı" ünvanını nasıl hakederiz?