Türk argosuna bir deyim yerleşti:
Dolduruşa gelmek.

Gerçekten de, bu durumu başka bir deyimle ifade etmek zor.

İnsanımız "dolduruşa gelmeye" hazır bir gerginlikte yaşıyor. Davul hangi tempoyu vurursa ona göre oynamaya hazır.

Bunun en son örneği, beyaz balina olayında yaşanıyor.

Genellikle hayvan sevmeyen, nerede köpek görse tekmelemeye, nerede bir kedi bulsa bacağını ayırmaya teşne Türk milleti bir beyaz balina çılgını oldu çıktı.

Balinayı beslemeye çalışanlar mı istersiniz, onunla top oynamaya kalkanlar mı!

Neredeyse topyekün bir balina kurtarma seferberliğine girişeceğiz.

Türk halkı neden birdenbire, bu kadar balinasever kesildi diye düşünüyorum.

Bunda, geçen yıl buzlar arasına sıkışmış balinaları kurtarmaya çalışan batı ülkelerinin etkisi olsa gerek.

Bir yandan da, kamuoyu böyle oluşturuldu.

Eğer gazetelerimiz ve televizyonlarımız, balinayı en masum, en sevilecek haliyle göstermeyip de, "Aman dikkatli olun! Karadeniz'de büyük bir balina var. Diğer balıklara ve insanlara zararlı olabilir" diye yayın yapsaydı, zavallı balina için sürek avları düzenlenirdi.

XXX

Basın-yayın kanallarının Türk halkı üzerindeki etkisi inanılmayacak kadar büyük.

Hatırlarsınız: Yıllar önce televizyonda Zengin ve Yoksul diye bir dizi oynardı.

Televizyonla yeni yeni tanışan Türk halkında bu dizi o kadar tutmuştu ki, kötülük yapan kişilere "Falconetti" adı takılır olmuştu.

Senator Rudy Jordache'ın kardeşi rolündeki Nick Nolte dizide ölünce, milletçe yas tutulmuştu. Hatta Fatih'te bir kadın, Tom'un ölümünün 40. gününde ruhuna mevlit okutmuştu.

Bir dizi kahramanına mevlit okutmaktaki garipliğin yanısıra, olayın başka boyutları da vardı.

Fatihli yurttaşımız bir hıristiyana mevlit okutmayı da garip bulmuyordu anlaşılan.

Ayrıca ölüm gününü nasıl belirlemişti de, 40. günü hesabedebilmişti?

Acaba, dizinin o bölümünün TRT'de gösterildiği günü vefat tarihi olarak mı kabul etmişti?

Zengin ve Yoksul dizisinin yolaçtığı garip olaylardan biri de basınımızda yaşandı.

O dönemde ABD Kongresi'nde Türkiye'yle ilgili çok önemli bir oylama yapılacaktı. Doğal olarak kamuoyu bu tarihi oylamayla çok ilgiliydi ve sonuç merak ediliyordu.

Tam o günlerde büyük gazetelerimizden birisi dizide senatör rolünü oynayan aktörün renkli bir resmini birinci sayfadan yayınladı. Altındaki başlık ise şöyleydi:

"Senatör Jordache Türkiye'yi destekliyor."

Gerçek ile illüzyonun birbirine girdiği bu kadar harika başka bir örnek hatırlamıyorum.

XXX

Patlayan bombalar, kopan bacaklar, suikastler, kurşunlar arasında halkımız bir sevimli balina için gözyaşı döküyor. Aman balinacık ölmesin!

Yoksa bakarsınız ona da mevlüt okutan çıkar.