William Shakespeare İngiltere'nin
en büyük övüncüdür. Shakespeare gi-
bi bir dahinin kendi dil ve kültürlerinden
çıkmış olması İngilizlere dünyada da bir
ayrıcalık kazandırır. Her İngiliz bunun
farkındadır.

İngiltere'ye onur kazandıran bu yazar,
bir Afrika kabilesi için avlanmayı bile be-
ceremeyen bir zavallıdır. Kabilenin güçlü
kuvvetli erkekleri bu yazarı asalak bir
meczup olarak görüp aşağılama hakkına
sahiptirler

Çünkü gelişmiş İngiliz toplumu ile ilkel
Afrika kabilesinin değerler sistemi ve ön-
celikleri arasında fark vardır.
Futbol maçlarından çok tiyatro bileti
satılan İngiliz toplumunda bilek gücü, be-
yin gücünün arkasındadır.

İlkel kabilelerde tartışılmaz bir üstünlü-
ğü bulanan bilek gücü, toplumlar geliştik-
çe yerini"intellect" değerlerine bırakır.
Bu yüzden ordu ve polis gibi silah taşı-
yan kurumların rolü, azgelişmiş toplum-
larda, gelişmiş toplumlara göre daha ön-
dedir.

***

Türk edebiyatının büyük araştırmacısı
Cevdet Kudret hocamız öldü.
Toplumun umurunda bile değil.
TV ekranlarının çok tutulan bilgi yarış-
malarında sorsanız, bilen çıkmayacak.
Oysa otuz yıl önce Cevdet Kudret gi-
bi bir üstadın ölümü, yankı bulurdu.
Demek ki biz gelişme sürecini tersine
çevirmişiz: Modernleştikçe ve geliştikçe
kültürü kovuyoruz hayatımızdan.

***

Bu durumdan tek başına, basını so-
rumlu tutmak doğru değil.
Basın da bu toplumun bir parçası.
Toplumla birlikte nefes alıp veriyor ve bu
nefesin temposunu gündelik olarak top-
lumun ilgi odaklarına göre ayarlamak zo-
runda.

Kısacası; basın yaratmıyor, yansıtıyor.
Basının aynasında kendi yüzümüzü
seyrediyoruz: Günden güne barbarla-
şan, kültüre saygı duymayan, yaşlıları,
çocukları, çiçekleri ve hayvanları sevme-
yen, insanca duygularını yitiren ve insa-
noğlunun geliştirdiği her değeri barbarca
bir aldım-sattım mantığı içinde kabalaştı-
ran çirkin yüzümüzü.
Bütün suçu medyanın üstüne atarak
rahatlayamayız.
Medya da dahil olmak üzere hepimiz
suçluyuz.

Balzac birgün kardinal hazretleriyle
yemek yeme şerefine ermişti. Kardinal
bu müflis yazarı onurlandırdığını düşü-
nüyordu. Oysa bugün o kardinalin tek
anılma nedeni, Balzac adındaki roman-
cıyla yediği yemek.
Paraya ve siyasi güce tapınma nokta-
sına getirilen Türk toplumunda böyle ör-
nekleri hatırlamakta yarar var.
Üç kıtada at oynatan Osmanlı İmpara-
torlarına bile "Mağrur olma padişa-
hım, senden büyük Allah var!" uyan-
sını yapan bir toplum, bugün siyah ara-
balı bakanları, bürokratları yere göğe ko-
yamıyor.
Oysa yüz yıl sonra Türk insanlan on-
lan değil, Cevdet Kudretleri anacak.

***

William Shakespeare günümüz
Türkiye'sinde yaşasaydı, ne gözle görü-
lürdü dersiniz?
İstanbul trafiğinde araba bile kullana-
mayacak bir zavallı olarak mı tanınırdı?
Yoksa talk-show'ları bile becereme-
yen bir geri zekalı mı sayılırdı?
Şurası kesin ki William Shakespea-
re günümüz Türkiye'sinde makbul bir in-
san sayılmazdı ve kendini paralasa özel
televizyonlarımızın sunuculan kadar pa-
ra kazanamazdı.