Siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda ben Barcelona konserlerine başlamış olacağım. İspanya’nın kültür kenti Barcelona’nın Plaza del Rey alanında, altı akşam on birlerce kişiye şarkılarımızı dinleteceğiz. Barcelona resmi festivali içinde yer alan ve aylar öncesinden Avrupa çapında duyurulmaya başlanan bu altı konser, “Merhaba” başlığı altında sunulacak. Bu konserlerde, Türkiye dinleyicisinin yakından tanıdığı Leylim ley, Yiğidim Aslanım, Kız Çocuğu, Kardeşin Duymaz, Güneş Topla Benim İçin, Kan Çiçekleri gibi parçalarımız Katalan dilinde ve İspanya’nın büyük şarkıcısı Maria del Mar Bonet tarafından seslendirilecek. Besteci olarak katılacağım bu konserlerde, İspanyol orkestrayı bu konserlerde, İspanyol orkestrayı hazırlayacak, yönetecek ve bazı parçalara Türkçe olarak eşlik edeceğim. Şarkılarımız şair Albert Garcia tarafından Katalan diline çevrildi. Daha sonra bir plakta toplanacak olan bu şarkıların İspanyol halkı tarafından benimseneceği ve gündelik yaşamına gireceği umudunu taşıyoruz.

Bazı arkadaşlarım İspanyollar’la nasıl ilişki kurduğumu ve bu altı dev konserin nasıl ayarlandığını soruyorlar. İşin güzel tarafı şu ki ben onları bulmadım, onlar beni buldular. Hem de değişmiş olan telefon numaralarımı aylarca arayarak ve büyük bir emekle. Yıllar öce Palma de Mallorca konserimi dinlemiş olan Maria del Mar Bonet, o günden beri disklerimi edinmiş, şarkılarımı çalışmış ve böyle bir işbirliğini kafasına koymuş. İşte sanatın sınır tanımayan akışkanlığı ve gücü.

Dünyada sanat akrabalıkları vardır. Düşünce forumlarında tanıştığınız bazı aydınlarla ortak bir frekanstan titreşimler alırsınız ve aranızda bir dostluk başlar. Film yönetmenleriyle de böyle olur bu. Müzisyenler kendilerine yakın buldukları şarkıların bestecilerini bulmak isterler. Çünkü bir şarkıcıyı, iyi bir beste bulmak kadar sevindiren bir şey yoktur. Özellikle benim yaptığım müzik türü, dünyada büyük ve geniş bir aile. Yirmi beş yıl önce Türkiye’ye getirmeye çalıştığımız yöntem, halk müziğinin özünü yansıtan ve bu anlayışla yapılan yeni besteleri çok sesli bir orkestrayla sunup, çağdaş şiirle buluşturan bir tavırdı. Bu noktada çalışırken kendimizi uluslararası bir müzikle ailesi içinde bulduk. Yunanistan’da Mikis Theodorakis, Maria Faranduri, Manos Hacıdakis, Amerika’da Joan Baez, Bob Dylan, İspanya’da Maria del Mar Bonet, Serrat, Luis Llac, Finlandiya’da Arja Sayoma gibi sanatçılarla yollarımız kesişti ve deyim yerindeyse birbirimizi bulduk.