Bu güzelim başlığı Zeyno Baran atmış: Barış çoksesliliktir. Yeni Yüzyıl'da yayınlanan yazı, Hindistan'da yapılan bir filozoflar toplantısını anlatıyor. Önemli düşünürlerin katıldığı bu toplantıda insanoğlunun birbiriyle ve inanç dünyasıyla barışık yaşamasının yolları araştırılıyor ve sonuç ortada: Barış çoksesliliktir. Aslında tam tersine de çevirebilirsiniz cümleyi: Çokseslilik barıştır.

MÜZİK GİBİ

Aslında biz müzikçiler, neredeyse matematiksel bir kesinlikle biliriz bunu. Bütün enstrümanların aynı sesi çıkarmasını beklemeden, her birine ayrı ayrı notalar vererek elde edilen müzik çoksesli armoniye dönüşüverir. Armoni uyum demek! Aykırı gibi görünen seslerin, birbiriyle uyum içine girmesini sağlama bilimi anlamına geliyor. Bu uyumu anlamak için müziği duymanıza gerek yok! Kuralına göre yazılmış müzikte, kağıt üzerindeki notalardan anlayabilirsiniz bu armoniyi. İşte bizim bir türlü anlayamadığımız nokta bu. Bir toplumun uyum içinde yaşayabilmesi için herkesin birbirine benzetilmesi, bir kalıptan dökülmesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa bu doğru değil. Değişik kökenlerden ve kültür kategorilerden gelen bireyleri birbirine benzetmek olanaksız! Sovyetler Birliği ve Çin bile başaramadı bunu. İnsanları tek bir ideoloji ve tek bir kültür altında toplayarak, kurşun askerler gibi birbirine benzeterek yaşatmaya çalışmak armoninin tam zıddı olan bir büyük kargaşayı doğruyor. İşte Hindistan'da toplanan filozofların dediği de bu.

KURALLAR

Her enstrümanın ayrı ses çıkarması ve yine de bir uyum içinde olması için oluşmuş büyük bir armoni bilimi vardır. Bu uyum biliminin kesin kurallarına uymazsanız, denge birden bozulur. Her çalgının kendi bildiğini çalması, kulakların dayanamayacağı bir ses anarşisi yaratır. Her kafadan bir ses çıkar! Armoni bilimi, kendi içinde özgür olan her çalgının, mutlaka önceden yazılmış olan melodiyi çalmasını ya da akoru duyurmasını gerektirir. Ancak o zaman değişik sesler bir arada, uyumlu tınlarlar. Kuralı bozan tek bir nota bile duyulur ve müthiş bir rahatsızlık yaratır.

TOPLUMBİLİM

Amacım uzun uzadıya müzik bilgileri vermek ve bir müzik yazısı yazmak değil. Müzik, toplumda uyum yaratmanın mükemmel bir şemasını yansıttığı için bu kadar üstünde duruyorum. Ve Türkiye'de, kulaktozumuzda patlayan bu büyük kargaşayı, armoni biliminin eksikliğine bağlıyorum. Bizim yönetim anlayışımız insanların bireysel haklarını ve özgürlüklerini kabul eden ama toplumu bir armoniye kavuşturmak için kesin kurallar getiren bir sistem değil. Bu yüzden iyi yönetilen bir senfoni orkestrası gibi uyumlu sesler veremiyoruz. Tam tersine, 65 milyon insanın aynı olmasını, aynı sloganları tekrarlamasını bekliyoruz. Bu yüzden de bireyler isyan ediyor ve kendi doğrularına göre, uyumsuz, tekil bir ses çıkarmaya başlıyorlar. Sonuç ortada!

ÖZGÜRLÜK VE DİSİPLİN

Çokseslilik özgürlüktür, özgürlük ise disiplin. Disiplinsiz özgürlük olmaz. Siz tek başına (solo) kaldığınız anda bile, orkestranın yani toplumun büyük uyumunu düşünmek zorundasınızdır. Bu durum kesin kurallarla belirlenmiştir. Orkestra şefi yazılı kuralların kesinlikle uygulanması için oradadır ve elindeki çubuk, gelişigüzel sallanmamaktadır. Teksesli bir kargaşadan, çoksesli bir uyuma geçmek, iyi yazılmış yasalara ve çok usta bir şefe ihtiyaç gösteriyor. Büyük bir disiplin içinde özgürlüklerimizi kazanmak ve bütün bireyselliğimizle, toplu uyumun bir parçası olmak zorundayız. Yoksa işimiz zor!