Devlet ve suç kavramları yan yana gelebilir mi? - Gelir. Dünya tarihinde insanlığa karşı suçlar işlemiş ve bu suçları saptanmış devletler vardır. - Mesela hangileri? - Birkaç örnek vermek gerektiğinde, bunların en başına Nazi Almanya'sını yerleştirmek gerekir. Nürnberg duruşmalarında ispatlandığı gibi Hitler yönetimi, 6 milyon Yahudiyi toplama kamplarında sistemli olarak öldürmüştür. - Peki, o dönemde Alman halkı buna bir tepki göstermemiş mi? - Bu soykırım Alman halkından saklanmış. Evleri kamplara yakın olanlar, her gün gaz odalarından ve fırınlardan yükselen ölüm kokularını duyarlarmış ama onlara başka açıklamalar yapılırmış. Gerçeği söyleyenlerin ve halkı uyarmak isteyenlerin hepsini ‘vatan haini’ ilan etmişler. Bu ‘vatan hainleri’ arasında Alman dilinin en büyük yazarları Thomas Mann ve Bertolt Brecht de var. Hükümetin hain ilan ettiği bu insanlar yurt dışında yaşamak zorunda kalmışlar. - Halk, devletin yalanına inanmış - Evet. Ne yazık ki inanmış ve aksini söyleyenlerin de vatana ihanet ettikleri görüşünü benimsemiş. - İyi ama Almanya'da devlet topyekûn suça batmış. Bir de devletin bazı mensuplarının suç işlediği durumlar var. Bu insanların işledikleri suçlar yüzünden koskoca devleti suçlamak doğru mu? - Hayır! Suç bireyseldir ve yapanı bağlar. - O zaman neden Türkiye'de bazı görevlilerin işledikleri suçlar yüzünden güvenlik güçleri ve devlet sorumlu tutuluyor? - Bu işin ölçüsü, devletin bu suçları örtbas etmek isteyip istememesinde yatıyor. Adil bir devlet, suç işleyenin kimliğine, ideolojisine ve devlete yakınlığına bakmadan cezalandıran devlettir. Eğer devlet ideolojik olarak yan tutuyor ve suç işleyen mensuplarını koruyup, cezadan kurtarmak istiyorsa, o da suça bulaşmış demektir. - Türkiye'de durum ne? - Türkiye'de belli ki bazı güvenlik mensupları ve devletin yarı içinde, yarı dışında odaklanmış çevreler, devlet adına hareket ettiklerini söyleyerek birçok cinayete, adam kaçırmaya, kaçakçılığa bulaşmışlar. Bu arada devlet çıkarıyla, kişisel çıkar birbirine geçip, çözülmesi zor bir yumak oluşturmuş. -Devletin bunlara karşı tutumu ne? - Ne yazık ki bizim devletimiz, suç işleyen mensuplarını cezalandırmaktan çok onların suçlarını örtbas etme yolunu seçiyor. Böyle olayların duyulmamasından yana. Devlet mensubu suç işleyemez gibi bir kuramın yerleşmesi için uğraşıyor. Medya, böyle suçların üstüne gidip kamuoyuna mâl edince de göstermelik bir iki önlemle işi geçiştirmeye çalışıyorlar. - Bu iddialara örnek verilebilir mi? - Hem de çok! Metin Göktepe'yi döverek öldüren polislerin davası sürüncemede. Diyarbakır cezaevinde, sopalar ve demir çubuklarla on tutuklunun beynini patlatan, gözünü çıkaran sorumlular "görev ihmali" kapsamına alınmaya çalışılıyor. Yazı yazanlara ceza vermekte epey cömert davranan devlet, kendi mensuplarına karşı bağışlayıcı bir tavır içinde. Ekranlarda korkunç iddialar dile getiriliyor: Genelkurmay eski başkanlarından emniyet müdürlerine kadar birçok kişi akıl almaz suçlamalarla karşı karşıya. Ama hiçbir savcı bu iddiaları soruşturma kapsamına almıyor. Hem, Lockheed yolsuzluğuna karışan ülkelerdeki sorumlular teker teker ortaya çıktı. Suçluyu koruyan ve ortaya çıkmasını engelleyen tek devlet Türkiye. - Peki devlet niye böyle davranıyor? Neden adam öldüren, işkence yapan, suça bulaşan mensubunu cezalandırarak onurlu bir devlet tavrıyla ortaya çıkmıyor? - Bilmiyorum. Bu kadar mantıklı ve sağduyulu bir davranışı neden reddediyorlar, niye birtakım sadist katilleri korumak amacıyla koskoca ülkeyi suçlu hale getiriyorlar anlamak mümkün değil. Bu sorunun muhatabı gelmiş geçmiş bütün cumhurbaşkanları, başbakanlar ve başbakan yardımcıları! - Son günlerin korkunç olayları içinde en çok önemsediğiniz hangisi? - Tansu Çiller'in "Devlet için kurşun atanlar şereflidir" sözü. Böyle bir suçu itiraf eden ve bununla "şecaat arz eden" politikacı görülmedi. - Bu işlerin sonu neye varacak! - Her şeye rağmen umutlu olmak istiyoruz. Türkiye ya Ağar'acak ya da ağaracak!