Ali Kırca dostumuz tarihe geçmeye aday. Çünkü yüzlerce yıllık "siyaset meydanı" kavramını değiştirdi, ona yeni bir anlam yükledi. Bugün kime sorarsanız sorun; "Siyaset Meydanı" nı Ali Kırca'nın düzenlediği ve Türkiye'nin her sorununun tartışıldığı bir forum olarak tanımlayacaktır. Oysa Türkçeye yerleşmiş anlamıyla "siyaset meydanı", "idam meydanı" anlamına gelir. Osmanlı'dan bu yana siyaset, "Biri idamlık, biri bayramlık iki gömlekle girilen" bir uğraştır. Siyasetle uğraştığı için kelleyi yitiren on binlerce insanın kanıyla yazılmıştır bu tanım. Tarihimiz boyunca da değişmemiş Şimdi Ali Kırca'nın çabası ve başarısı sayesinde, siyaset sözcüğü ölümle değil, tartışmayla ilişkilendiriliyor. Doğrusu azımsanmayacak bir aşama.

***

Türkiye yıllardır içinde tuttuğu, kimseye söyleyemediği düşüncelerini, tepkilerini, bilinçaltı öfkelerini ortaya döküyor. Tek tek programlar, sonunda bir birikim yaratıp, kalan tortularıyla bile bilincimizi etkiliyor. Binlerce saatlik tartışma, konuşma, yüzlerce düşünce kırıntısı var oluşumuzu, görüşümüzü değiştiriyor. Kısacası, yeni bir Türkiye biçimlenmekte. Eğer önümüzdeki yıllarda ülke olarak bir kazaya uğramazsak, çokseslilikten ve tartışmadan hiçbir zarar gelmediğini, tam tersine açıklığın, sorunların çözümüne yardım ettiğini hep birlikte göreceğiz. Çarpık ve yanlış işleyen bir demokrasinin zararlarını gidermemiz kolaylaşacak.

YANLIŞ DEMOKRASİ

Yukardaki cümlemiz birçok kişiye ters gelebilir: Ne demek çarpık demokrasi? Demokrasi, yüce bir kavram değil mi? Nasıl olur da demokrasinin zararlarından söz edilebilir? Böyle düşünenler kusura bakmasınlar, ama ben demokrasi konusunda farklı bir görüşe sahibim. Bir ülkede demokrasi sadece seçimlerin yapılması ve siyasi partilerin parlamentoya girmesiyle oluşamıyor. Tam tersine, birtakım demokratik hileler kullanılarak yeni diktatörlükler yaratılıyor. İşin en kötüsü de; diktatörlüklere açık açık diktatörlük denildiği halde, böyle çarpık bir rejimde diktatörlerin bir de halk iradesinden ve arkalarında millet olduğundan söz edebilmesi. Milletin yüzde 70'inin karşı olduğu hükümetler oluşturup, sonra bunu halk iradesi gibi göstermek bir demokrasi hilesi değil mi? Demokratik ortamı oluşturan basını, sendikaları, kamuoyunu ve denetim mekanizmalarını hiçe sayarak, işlenen suçların üstüne oturmak mı demokrasi? Ya da parti başkanlarının demokratik hileler kullanarak, parti içi diktatörlüklerini ilan etmeleri mi?

***

Sağlıklı bir demokraside istifa diye bir sözcük sık sık gündeme gelir. Halkın içine çıkacak yüzü kalmamış politikacıların, koruma orduları ve partili amigolarla gösteri yapmalarına izin verilmez!

***

Kısacası, bütün kusurlarına rağmen iyi ki basın var. İyi ki gazeteler ve televizyonlar her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Ve iyi ki Ali Kırca "Siyaset Meydanı" nı idam sehpası olmaktan çıkarıyor.