Paris hep aynı Paris. İki sıraları kestane ağaçlarının uzayıp gittiği geniş bulvarıyla her zaman sıcak. Aslında bu bulvarı, bugünün yoğun trafiğini düşünerek yapmamış Fransızlar. Baron Haussman, o sıralarda hükümetin başını ağrıtan barikat savaşlarını engellemek istemiş ve bir barikat direnişinin mümkün olamayacağı kadar geniş bulvarlar açmış. İşte şimdi, barikat savaşlarını geride bırakan Fransızlar bu geniş caddelerin tadını çıkarıyorlar.

Hemingway der ki: “Paris öyle bir şehirdir ki ne kadar isterseniz o kadarını verir.” Doğru bir söz. Paris, başlarını hiç vitrin seviyesinin üstüne çıkarmadan dolaşan ve koskoca şehri La Fayette mağazasından ibaret sanan Türk turistlerin isteğini de karşılar, sergilere, müzelere gidenlerin, kitap okuyanların kültür açlığını da giderir. Paris’e damgasını vuran şey bir “kültür şehri” oluşudur. Günümüz Fransızları, “Kültür karın doyurmaz!” sözünü yalanlar gibi, bütün geçmişlerini paraya çevirmenin yolunu bulmuşlar.

Kitapçıları gezerken gözüme çarpan yeni bir kitap “Mitterrand ve Kırk Hırsız” adını taşıyordu. Mitterrand döneminde yapılan yolsuzluklara ve köşeyi dönenlere ayrılan bu kitabın içinde faturalara, usulsüz ödeme belgelerine de yer verilmiş. Alında her ülkede oluyor bunlar. Bal tutanlar, parmaklarını yalıyorlar. Böyle bir kitabın bizdeki versiyonu herhalde “Başkan ve Kırk Haramiler” adını taşırdı.

Mitterand’ın başkanlığı Mayıs ayında sona eriyor. Zaten ölmek üzere olan Başkan, çok acı çektiğini ama bu acıların görevini Mayıs’a kadar sürdürmesini engellemeyeceğini açıkladı. Gene de bilinmez. Hastalığın seyri, zaten birçok görüşmeyi yapamayacak duruma gelen Mitterrand’ı Mayıs’tan önce yatağa düşürebilir. Yerine en güçlü adaylar ise Balladur ve Chirac.

Mitterrand’la ilgili tartışmalar, sadece akçalı konularla sınırlı kalmıyor. Onun bir Nazi işbirlikçisi olup olmadığı konuşuluyor. Mitterand 2.Dünya Savaşında Fransa işgal altındayken kurulan Vichy hükümetine katılmış. Bu işbirlikçi hükümete mensup olması Mitterrand’ı zor duruma düşünüyor. Ayrıca Almanlar hesabına Fransa’daki Yahudileri toplayan kişilerle arkadaşlık ettiğinin ortaya çıkması, ömrünün son günlerini yaşayan Başkan’ı zor duruma sokuyor. Doğrusu durumu anlamakta güçlük çekiyorum. Mitterand yeni tanınan, geçmişi bilinmeyen bir insan değil ki. Fransa’nın Cumhurbaşkanı ve yıllardan beri en önemli politik figürü. Söylenenler doğruysa neden bugüne kadar yazılıp, çizilmedi? Neden ölüme yaklaşmış bir cumhurbaşkanının son günleri beklenendi? Jean d’Ormesson, “Hepsi biliniyordu” diye yazıyor. “Ama bazı şeyler konuşulmaz.”