Öncelikle bir şeyi belirtmemiz gerekiyor: Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın "Başkanlık Tartışması"nı açması yararlı oldu. Türkiye bu sistemi enine boyuna tartışmalı ve demokratik rejime yararı dokunabilecek bir fikir alış verişine dönüştürmelidir.

Dünyada başkanlık sisteminin başarıyla uygulandığı tek ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir. Fransa'daki yarı başkanlık sistemi de bu ülkenin yapısına uymakta ve iyi sonuçlar vermektedir.
Dünyanın değişik bölgelerinde ve özellikle Latin Amerika kıtasında "Başkanlık" sistemini uygulamaya kalkan ülkeler ise, "Başkan" yerine "Başkan Baba"lar elde etmişlerdir.
Asturias ve Marquez in dünya edebiyatına kazandırdıkları "Başkan Baba" tiplemesi, hepimizin bildiği gibi Latin Amerika ülkelerindeki yozlaşmış sistemlerin ürünüdür.
Demek ki "Başkanlık" sistemi, her ülkede aynı sonucu vermiyor.

Amerika ve Fransa, kurumlaşmalarını tamamlamış ve demokratik sistemi oturtmuş ülkeler.
Böyle bir ortamda "Başkan"ı denetleyen mekanizmalar çok sağlıklı çalışır. Siyasi irade dışında yer almış olan kurumlar, öylesine güçlü ve sarsılmaz konumlara gelmişlerdir ki başkan ne kadar güçlü yetkilerle donatılırsa donatılsın, davranış ve kararları kısıtlanmıştır.
Amerika'daki son seçimlere değinen yazımda Bill Clinton'ın büyük değişiklikler yapmasını beklemenin hayal olduğunu yazmıştım.

Fransa'da Mitterrand'ın seçildiği günleri hatırlayın. Birçok çevrede panik yaşanmış ve sosyalist başkanın Fransız sistemini altüst edeceği öne sürülmüştü.
Zaman geçtikçe görüldü ki Fransa gene Fransa'dır.
Tarihinden kaynaklanan ve geleceğe döşediği raylar üzerinde yol almaktadır. Hiçbir başkan ülkenin rotasını değiştiremez.

Bu ülkelerle karşılaştırdığımız zaman Türkiye'nin genç bir demokrasi olarak sistemini oturtamadığını görüyoruz.
1946'dan bu yana demokratikleşme çabası içindeyiz.
Üç darbeyle örselenen bu sistemin, batı demokrasileri anlamında demokratik olduğunu söylemek mümkün değil.
Her şeye rağmen azımsanmayacak bir demokrasi tecrübesi edindiğimiz de görmezlikten gelinemez.
Ne var ki demokrasinin gereği olan bağımsız kurumlar oluşturamadık.
Bugün hala ülkenin rejimi üzerine tartışmalar var. Çeşitli grup ve partiler Türkiye'nin geleceğini değiştirmek ve kendi inandıkları esaslara bağlamak istiyorlar.
Böyle bir ortamda başkanlık sisteminin yozlaşması ihtimali yüksek görünüyor.