Bizim, sistemleri ve düşünceleri, kişilerden bağımsız olarak tartışma alışkanlığımız yoktur.

Bu konudaki geleneksel tavrımız, söylenen sözün arkasında gizlenmiş olan gerçek anlamı bulup çıkarmak ve teorik tartışmaların örttüğü pratik faydayı keşfetmektir.

Yeni bir düşünce duyduğumuz zaman "Ne söylüyor?" sorusunu yöneltecek aşamaya gelememişizdir. Hemen "Kim söylüyor?" diye sorarız.

Çünkü o düşünceyi öne süren kişinin niyetleri, çıkarları ve içinde bulunduğu ilişkiler, fikrin kendisinden daha önemlidir.

Turgut Özal'ın başlattığı "Başkanlık Sistemi" tartışması da aynı geleneğe uyacak gibi görünüyor.

Özal yandaşları bu projeyi hararetle savunacaklar, Özal karşıtları ise daha ilk günden karşı çıkacaklar.

Oysa kişiler geçici, sistemler ise kalıcıdır.

"Başkanlık Sistemi" Turgut Özal için uygulansa bile ilerde başka insanların eline geçecektir.

Kenan Evren zamanında çıkmış yasa ve yetkiler bugün nasıl Turgut Özal'ın elindeyse, bu dönemde verilecek yetkiler de yarın başka kişilerin eline geçecektir.

İnsanların fiziki ve siyasi ömürleri kısıtlıdır.

Bugün Türkiye'nin kaderini elinde tutan Turgut Özal ve Süleyman Demirel adındaki politikacılar da bu kurala dahildir.

İlerde Türkiye Cumhuriyeti'nin "Başkanı" olacak kişileri şimdiden bilmemize olanak yok.

Ama geriye doğru bakarak düşünmemiz mümkün.

Özal'ı desteklemek için "Başkanlık Sistemi"ni destekleyenler acaba Fahri Korutürk'ü başkanlık yetkileriyle donatmak ister miydiler?

Cemal Tural'ı başkan olarak içlerine sindirirler miydi?

Ya Kenan Evren'i, Cevdet Sunay'ı?

Bu arada Cumhurbaşkanlığını kıl payıyla kaybetmiş olanları da hesaba katmak gerekiyor.

Faruk Gürler iyi bir "Başkan" olur muydu?.

Ali Fuat Başgil için ne düşünürdünüz?

Bu ülkede bir dönem yürütmenin başına geçmiş olan Yıldırım Akbulut, pekala "Başkan" da olabilirdi.

Akbulut'u "Başkan" olarak içinize sindirir miydiniz?

***

Kendimizi kandırmayalım.

Osmanlı'dan devraldığımız ve yetkileri iyi birisinin eline teslim ederek güçlüklerden kurtulmak geleneğimize kapılmamamız gerekiyor.

Hesaba vurduğunuz zaman, başkanlığa tırmanacak kişinin bir takım eksiklikleri olması ihtimali daha yüksektir.

Çünkü sistem "mediocre" olmayan kişilerin yükselmesine pek imkan tanımıyor.

***

Türk devleti o kadar çok işin içinde ki... Bir-iki milyarı geçen her alışveriş Ankara'ya uğruyor. Her sektörün devletten büyük çıkarları var.

Bu durumda devletin "manipüle" edilmesi kaçınılmazdır.

Düzeltilmesi gereken konu, içinde yaşadığımız çarpıklıktır.

Devletin küçülmesi ve bağımsız kurumların gelişmesinden başka çare görünmüyor.