Son günlerde iki ilginç kitap okudum.
Taban tabana zıt dünya görüşlerini yansıtan iki kitap, yaşam denilen uğraşa farklı yorumlar getiriyor.
Birinci kitap, Amerika'da kasap çıraklığından basın imparatorluğuna yükselmiş olan Al Neuharth'ın anıları.
"Bir Basın Kralının İtirafları" başlığıyla Türkçeleştirilmiş. İngilizcedeki orijinal adı "Confessions of an S.O.B." yani "Bir O. çocuğu-nun itirafları."
Al Neuharth kendini böyle niteliyor ve bunu övünülecek bir ünvan olarak kullanıyor.
Kitap şu cümlelerle başlıyor:
"Ne cüretle kendimi bir o. çocuğu olarak nitelendiriyorum?
Sevgili annem ve babam ne düşünürler sonra?
Sanıyorum buna gülecek ve sevinecekler. Özellikle de annem.
Biraz sonra da bu kavrama açıklık getiriyor:
"Benim kitabımda, bir o. çocuğu, işin yapılması için gereken bütün taktikleri kullanan kimsedir. Olabildiğince güzel biçimde ve gerektiğinde biraz pislik yaparak..."
Kendisine bu tanımı yakıştıran kişi Amerika'da "U.S.A. Today" de aralarında olmak üzere birçok dev basın kuruluşunun başkanlığını yapmış bir basın imparatoru.
Emrinde özel jet uçağı, büyük evleri, dünyanın önemli otellerinde yıl boyu kendisini bekleyen katları olmuş.
Kitapta, başarılı olabilmek için nasıl iyi dostluklar kurduğunu, rakiplerini hangi hinoğluhin planlarla altettiği, kimlere kazık attığı anlatılıyor.
İnsanların ayakları kaydırılıyor, akşam yemeğinde buluşulan en yakın dostlar ertesi sabah bir pula satılıyor, sürekli yalan söyleniyor.
Böyle taktikler sonunda Neuharth gerçekten de başarıyor: Amerika'nın, dolayısıyla da dünyanın en başarılı adamları arasına giriyor.
Peki, hiçbir kutsal değer ve insanca onur taşımayan bu "Başarı" sonunda kazandığı ne?
Güvensiz bir ortamda, en ufak bir insan sıcaklığı duymadan geçip giden bir yaşam, uçaklar, yalnız otel odaları, aile mutsuzlukları, birbirlerine yabancılaşmış aile bireyleri ve emeklilik..
Bütün bunlar insanın kendisine "O.. çocuğu" adını takması için yeterli mi sizce?
İşte "Yükselen değerler" klişesinin altında yatan dünya bu.
Herkesin içinde az ya da çok "Neuharth"lık varsa bilemem.
Ama ben insanoğlunun böyle bir çürümeye ve yozlaşmaya kapılacağına inanmıyorum.
Dünyada hala insanca yaşayan, insanca seven milyarlar yaşıyor. Amerika'dan yayılan mal satma hırsının bütün insani değerlerin yerini alması mümkün değil.
Eğer Sovyet blokunun başarısızlığa uğraması sonucunda, dünya sadece "Neuharth"ların yükselen değerlerine kaldıysa, bir cehenneme gidiyoruz demektir.
Bir yanda uyuşturulan kitleler bir yanda da onları uyuşturan "Neuharth"lar...
İnsanlık böyle bir dönem yaşamayacak ve bu "Neuharth"larla başetmenin bir yolunu bulacak.
Çünkü tarihin ve geleceğin her döneminde yükselen tek değer, "insani değer"dir.
