BENİM gibi casusluk romanı meraklıları, John Le Carre, Frederic Forsythy, Len Deighton, Robert Ludlum gibi yazarların yeni kitaplarını özlemle beklerler.

Bu isimlerin yeni bir yapıtı çıktı mı New York ve Londra kitapçıları vitrinlerini bunlara ayırırlar.

İlk baskıları pahalı ciltli basımlardır.

Bunlara, ancak çok meraklı olanların alabileceği türden fiyatlar konulur.

Bir - iki yıl sonra cep kitabı biçimi yayınlanır ve üç - beş dolara herkesin eline geçer.

Ne var ki meraklılarının bir iki yıl bekleyecek sabrı yoktur.

***

NEDİR casus romanlarının sırrı?
Neden bu kadar çok okunurlar?
Bunu çok düşündüm.

Benim gibi bir edebiyat delisi, niçin casus romanlarına bu kadar düşkündü?

Sonra bu merakı paylaşanlara baktım. Çoğu benim gibi edebiyat ve felsefe meraklısıydı.

Nitelikli kitapların yanı sıra casus romanlarına da olağanüstü bir ilgi duyulmasının ilginç nedenleri olmalıydı.

***

BELKİ de istihbarat dünyasının karmaşık insan ilişkilerinden geliyordur bu tat.

Bir çeşit ruhlar ve karakterler labirentiydi orası da.

Aynen iyi edebiyat gibi... İnsanlar tutkularının pençesinde kıvranıyor, aşkın ve ihanetin tadına varıyor, kahramanlıkla hainlik arasındaki sırat köprüsünde dolaşıp duruyordu.

Özellikle John Le Carre'nin romanları birer edebiyat başyapıtıydı.

Bir Öğrenci Gibi, Soğuktan Gelen Casus, Küçük Trampetçi Kız, Rus Evi gibi romanları, hiçbir zaman aklımızdan çıkmayacak karakterler hediye ediyordu bize.

Ve okurunu alıp, Smiley'in dünyasına, İngiliz karşı casusluk örgütünün kılcal damarlarına sürüklüyordu.

***

BİZDEKİ köstebek olayının ayrıntılarını öğrendikçe, bir Le Carre klasiği okur gibi oluyorum.

Aynı oyunlar, aynı entriklar...

Örgütün gizliliği içinde, o yarı gölgeli alanda sıkışıp kalmış ihtiraslı ruhlar...

İşlenen ortak suçların ezici ağırlığı...

Kafasında biçimlenmiş "düşman"a karşı kullandığı acımasız yöntemleri, kendi arkadaşına da kullanılan yozlaşmışlık...

Rekabet duygusu...

Ve böyle bir ortamın kaçınılmaz enstrümanı olan "dezenformasyon". Yanlış bilgilendirme...

Biz amatörlerin hiçbir zaman anlamayacağı garip taktikler ve acımasız cinayetler zinciri...

***

İYİ bir casus romanı okuru bu tip olaylarda sorması gereken soruyu bilir:

Bilgileri kim sızdırıyor?

Basını kim biçimlendiriyor?

Bundan çıkarı ne?

Bu soruların sonunda, acaba ucu Susurluk'a dayanan bir istihbaratçı hesaplaşması noktasına mı varacağız?

Ne dersiniz?