REF AH Partisi'nin kapatıl-
ma haberini alır almaz yabancı
televizyon kanallarını izlemeye
başladım.

Tepkilerini tahmin etmiyor
değildim ama yine de emin ol-
mak istiyordum.

Çok geçmeden yorumlar
başladı: Andrew Finkel'in
CNN haberi, derken Fransız
Haber Ajansı ve hükümetlerin
yorumları.

Batı, sözbirliği etmişçesi-
ne, Refah Partisi'nin kapatıl-
masına karşı çıkıyor ve Ame-
rikan yönetiminin vurguladığı
gibi "sorunların daha az değil,
daha çok demokrasiyle çö-
zümlenebileceği"ni belirtiyor.

***

PEKİ bunun sebebi ne?

Amerikalılar ve Avrupalılar, Türkiye'deki siya-
sal İslam'a sahip mi çıkıyorlar?

Hıristiyan kulübü olduğunu öne sürdüğümüz
bu ülkeler, Türkiye'de İslami yönetim mi arzulu-
yor?

İran'dan, Irak'tan, Libya'dan, Cezayir'den a-
ğızları yanmadı mı?

Refah ve bir zamanlar çok eleştirdiği Batı aynı
cephede mi?

***

BU soruların cevabını netleştirmek için 97'nin
Mayıs ayına dönmem ve Bonn'da Federal Al-
manya Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel'in verdiği
yemek sırasında konuştuklarımıza değinmem
gerekiyor.

Kinkel, Almanya'daki Milli Görüş Teşkilatı'nın
kendilerini epey kaygılandırdığını belirterek, Re-
fah Partisi'nin durumunu soruyordu.

Refah Partisi'nin kapatılacağı tahminimi be-
lirtmem üzerine de, bunun yanlış bir yol olacağı-
nı, kapatma kararının Refah hareketini daha da
güçlendireceğini vurguluyordu.

Aynı görüş Alman dışişlerindeki etkili isim Herr
Lammers tarafından da tekrarlandı.

"Siz işleri hep kestirmeden, sertlikle çözmek
yanlısısınız." diyorlardı. "Oysa Kürt meselesin-
de de, siyasal İslam'ın yükselişinde de daha in-
ce, daha gelişmiş siyasi yöntemlere ihtiyaç
var!"

İşte Batı'yla aramızdaki temel fark da bu!

Refah'ı destekledikleri için değil, tam tersine
Türkiye'nin geleceğine egemen olmasını iste-
medikleri için kapatılma kararına karşı çıkıyor-
lar.

Bizim yöntemlerimiz her zaman asma - kesme
- yasaklama, Batı'nın yöntemleri ise ince diplo-
masi, geleceği tasarlama ve siyasi manevra e-
sası üzerine kurulu.

Kısacası; "Cümlenin maksudu bir ama riva-
yet muhtelif!"