ADAMIN triko üreten büyük bir işyeri varmış; bir de yarı aç yarı tok gezen bir muhasebecisi.

Yeterli ücret alamayan ve hiçbir zaman iki yakasını bir araya getiremeyen muhasebeci, aybaşına üç gün kala iyice dara düşmüş ve kasadan gizlice beş milyon lira almaya karar vermiş. Üç gün sonra yerine koyacakmış ama aksilik bu ya tam o sırada patron çıkıp gelmiş ve muhasebeciyi suç üstü yakalamış.

"Bundan sonra benim yanımda çalışamazsın. Kovuyorum seni!" demiş.

Muhasebeci; "Üç gün sonra yerine koyacaktım. Kimsenin haberi olmayacaktı. Bağışlayın beni!" diye yalvarmaya başlamış.

Hiç yumuşamamış patron.

"Bak!" demiş, "Yıllar önce ben de aynen senin gibi muhasebeci olarak çalışıyordum. Yine senin gibi müthiş dara düştüm ve üç gün sonra yerine koymak üzere kasadan biraz para alırken yakalandım. Patronum bana acımadı ve işten attı. Bu olaydan sonra ufaktan başlayarak kendi işimi kurdum ve bugünlere geldim."

İşini kaybeden muhasebeci, üzgün, perişan halde evine gelmiş. Karısına durumu anlatmış.

Karısı; "Ne yapalım!" demiş, "Başa gelen çekilir. Mücadele edeceğiz. Sen şimdi bana birkaç çile yün al gel."

Adam karısına yün almış. Kadın oturup bir kazak örmüş. Muhasebeci kazağı pazara götürüp satmış. O parayla daha çok yün almış.

Kadıncağız gece gündüz kazak örer, o da pazara götürüp satarmış.

Derken ticareti iyice ilerletmişler. Komşu kadınlara da iş verip, kazak ördürmeye başlamışlar.

Daha sonra el emeği yetmemeye başlayınca ilk triko makinelerini almışlar ve bunu daha başka makineler izlemiş.

Muhasebeci de bir triko patronuymuş artık ve onun da hesaplarına bakan, yarı aç yarı tok bir muhasebecisi varmış.

Bir gün fabrikaya geldiğinde muhasebeciyi kasadan para alırken yakalamamış mı?

"Utanmıyor musun yaptığına! Kovuyorum seni!" diye gürlemiş.

Zavallı muhasebeci kıpkırmızı kesilmiş ve "Vallahi aybaşında yerine koyacaktım. Elim çok darda. Ne olur bu seferlik affedin" diye yalvarmaya başlamış.

Patron demiş ki: "Hiç ağlayıp sızlama. Faydası olmaz. Ben de yıllar önce senin gibi muhasebeciydim. Bir gün yine senin gibi kasadan para aldım. Üç gün sonra yerine koyacaktım. Ama patronum hiç gözümün yaşına bakmadı. Hadi topla pılını pırtını!"

Muhasebecisini kovan patron akşam eve geldiğinde, yüzünden düşen bin parçaymış, fena halde canı sıkılıyormuş.

Durumu merak eden karısı sormuş: "Ne oldu bey? Bir derdin mi var?"

"Bugün," demiş adam "bizim muhasebeciyi kasadan para çalarken yakaladım. Hemen işten kovdum."

Karısı "İyi yapmışsın." demiş. "Çeksin cezasını. İyi ama bunda üzülecek ne var?"

"Hiç sorma!" demiş patron "Kendi elimizle bir rakip daha yarattık. Şimdi karşımıza bir büyük fabrika daha çıkacak!"

***

BU hikayeyi dün dostum Ataman anlattı. Oysa biz Refah Partisi'nin kapatılmasından konuşuyorduk.

Ne ilgisi var anlamadım.