On yıl önce birisi çıkıp da bana Batı’nın etkili kurumlarının, Türkiye’de Atatürk’ün etkisinin silinmesine çalışacağını söylese ona kesinlikle inanmazdım. Çünkü Atatürk bu ülkede Batılılaşmanın, laikliğin ve fanatizmden kurtulmanın yolunu açmamış mıydı? Açmıştı. Bu tutumuyla düşmanının bile saygısını kazanmamış mıydı? Kazanmıştı. Peki o zamanlar Mustafa Kemal Paşa’yı yere göğe koyamayan, Time Dergisi’ne kapak yapan, büyük lideri saygıyla selamlayan “Batı”ya ne oldu. Niye Mustafa Kemal’in laiklik prensibine karşı çıkıyor ve İslamcılarla kol kola giriyorlar?Türkiye’nin laik cumhuriyet ilkesinden sapması onlara ne kazandıracak? Yoksa onun “istiklâl-i tam” ilkesinden duydukları rahatsızlık, laiklik ilkesine de mi yansıyor? Mustafa Kemal’e ait her izi silmeye çalışmalarının altında tuhaf bir intikam hissi mi var? Her ne sebeple olursa olsun ben “Batı”nın Atatürk düşmanlığını anlayamıyor ve bunu son derece tehlikeli buluyorum. Bunun sebebi olsa olsa; “Batı” dediğimiz ülkeleri yöneten etkili-yetkili çevrelerin çapsızlığı ve aymazlığı. Tehlikenin farkında değiller. Kendi banliyölerini bile zaptedemeyen Fransa, ne hakla ve hangi akılla, kendisini örnek almış bir cumhuriyeti yıpratmaya çalışıyor? Türk işçilerini İslamcı vakıfların sömürüsüne teslim eden Almanya, niye Türkiye’deki aydınlama devrimine karşı çıkıyor? Bunca hayati sorun ortada dururken Atatürk resimlerinin indirilmesiyle uğraşan AB yetkilisi, hangi akla hizmet ediyor? Galiba işin doğrusu şu: “Batı”, kendisine benzeyen, uygar, çağdaş değerlere saygılı, laik Türkler görmek istemiyor. Kafasındaki çarpık Türk imajına uygun, gereğinde azarlanacak, gereğinde hoş görülüp başları okşanacak şarklılar istiyor ki klişeler yerini bulsun. Selanikli devrimci liderin çağdaşlık ve laiklik ilkesi “Batı”nın ezberini bozuyor. Tarihsel klişeleri yerle bir ediyor. Bugünkü iktidara “Oh nihayet gerçek Türkler geldi” diyerek dört elle sarılmalarının esas sebebi bu. AB sürecinde “Senin geleneklerine saygı duyarım ama sen benden değilsin. Bu kulübün üyesi olamazsın” diyebilmenin alt yapısını oluşturdular. Ama bu arada ateşle oynayarak Türkiye’yi aslanın ağzına attılar. Anadolu’da kanat çırpan bir kelebeğin, Avrupa’da fırtına yaratabileceğini hesaplayamadılar. Şimdi bizimle birlikte onlar da tehlikede.
