Bizim yurt dışı toplantıları bayrama rastgeldiği için son haftayı Belçika’da geçirdim. Akşam interneti açıp gazeteleri okurken bir de baktım ki Mehmet Tezkan “Yazar çizer milleti neden politikadan uzak duruyor?” adlı köşe yazısında beni tam bam telimden vurmuş. İçimi yakan bir konuyu sütununa taşımış. Eline sağlık çok da güzel yazmış. Bu konu sadece benim kişisel serüvenim açısından değil, Türkiye’deki her yurttaşın yaşamı bakımından çok önemli. Ama nedense görmezden geliniyor. Bunca deneyimden sonra size kesin yargımı söylememi ister misiniz: Türkiye bu siyasi sistemle hiçbir yere gidemez. Olduğu yerde çabalar durur. Çünkü ortada ne temsili demokrasi var, ne istikrar, ne parlamento etkinliği. Sen, ben, bizim oğlan çember çevriliyor; dostlar alışverişte görsün oyunu oynanıyor. Meclis’in genel kurul salonundan çok, çay kahve içilen kulisleri dolu. Milletvekilleri haksız değil doğrusu çünkü genel kurul salonunda hiçbir şey olmuyor, sadece bildik tiyatrolar sahneye konuluyor. Ne müzakere hakkınız var, ne araştırma ne konuşma ne fikir söyleme. Parti başkanları yani seçilmiş krallar ne isterse o oluyor. Yasama tamamen yürütmenin emrine girmiş. Bildiğiniz gibi ben Avrupa Konseyi parlamentosunda da çalıştım. Bu yüzden iki parlamentoyu karşılaştırma olanağına sahibim. Avrupa’da ne kadar konuşma hakkınız varsa, bizde o kadar yok! Göz göre göre yanlış yapıldığını, aka kara denildiğini görüp çırpınsanız bile faydası yok, sesinizi kimseye duyuramazsınız. Çünkü oyun zaten buna göre kurulmuş. İnsanlar gelip geçicidir; işte bu parlamento da bitiyor. Benim bir daha oralara adım atmaya niyetim yok ama sakın ola yeni parlamento seçildi, yasama yılı başladı falan diye boş umutlara kapılmayın. Parlamentoda yasa iradesi falan yok. Parti liderinin gözüne girip listede yer kapmak ve yeni dönemde meclise gelmek isteyen milletvekilleri var. Kişilik sahibi dostları tenzih ederek söylüyorum ki bir sürü hınk deyici oturuyor o koltuklarda. Bugün yer kalmadığı için izninizle Mehmet Tezkan’ın dokunduğu yaramı deşmeye yarın devam edip size meşhur 301 macerasını anlatacağım.
