Biliyorsunuz; ben bu ülkenin temel değerlerine ve halkına inanan insanlardan birisiyim. Uzun yıllar boyunca bu inancımı doğrulayan birçok düzgün insan görme fırsatım oldu. Siz bakmayın, seri cinayet işleyenlere, camide adam linç edenlere, çevresine hayatı zehir edenlere. Türkiye’de milyonlarca “düzgün insan” yaşıyor. Onlar militan değildir, şiddetten hoşlanmazlar; uygardırlar, yüzlerinde her zaman insani bir gülümseme bulunur; kitapçıları, sergileri, panelleri, nitelikli konserleri izleyenlerdir bunlar. Duyguludurlar. Bazılarının gözü çabuk yaşarır. Hayatları boyunca daha iyiyi, daha güzeli ararlar; daha yaşanılası bir dünya oluşturmaya çalışırlar. Namusludurlar. Hiç kimseyi dolandırmak gibi bir niyetleri yoktur. Emekleriyle geçinirler. Çocuklarını sanata, kültüre meraklı, değerleri olan, uygar bireyler olarak yetiştirmek isterler. Mustafa Kemal Atatürk’ü gönülden severler. Bence Türkiye’nin temel gücü, bu insanlardır.Ama ne var ki bu insanlar sürekli hayal kırıklığına uğrar. Güvendikleri dağlara kar yağar, onların sırtından geçinen bazı profesyoneller bu insanların iyi niyetli heyecanlarını istismar eder. Onların yüreğindeki temizliği, yükselme basamağı olarak kullanmaya çalışır. “Batı” bu insanlara ihanet eder. Türkiye’de böyle kitlelerin yaşadığını kabul etmek istemez, devrimleri geri çevirip bu ülkeyi bir Orta Doğu memleketi yapmaya çalışır. Siyasi kadrolar onları hayal kırıklığına uğratır. Televizyonlar onların beğeni düzeyine göre yayın yapmaz. Ekranlar onlara ihanet eder. Güvendikleri aydınların, yazarların, sanatçıların bazıları onları müthiş hayal kırıklığına sürükler. Kişisel yükselme basamakları uğruna bu insanları aldatırlar. Ama bunların hiçbirisi sosyal demokrat olması gereken siyasetin yarattığı hayal kırıklığı kadar büyük değildir. Çünkü bu kitlelerin doğal partisi CHP’dir. Onların atasının kurduğu bir partidir bu ve doğal olarak onun çevresinde birleşip, Cumhuriyet devrimlerini her türlü tehlikeye karşı korumak isterler. Ama gelin görün ki bu partinin yönetimi, kendisine umut bağlamış olanları yıllardan beri hayal kırıklığına uğratır. Siyaseti bir konjonktür meselesi olarak gören “elleri mahkûm, nasıl olsa bana oy verecekler” anlayışı karşısında tehdit edildiklerini hisseder, kendilerine şantaj yapıldığını düşünürler. CHP ve AKP yönetimleri arasındaki gizli anlaşmanın varlığı yüreklerini burkar. Ve kafalarını durmadan bir soru kemirir: “Ne yapacağız? Kime güveneceğiz?” Bence hayal kırıklıklarının en derini budur. Eğer CHP, adına layık olsaydı, bugün Türkiye’de meydanı boş bulup at oynatanların sesi mi çıkabilirdi? Not: Bu siyasi bir yazı değildir. Milyonlarca insanın paylaştığı bir dertleşmedir.