SHP Kurultayı bitti biteli basında
Deniz Baykal'la ilgili haberler birin-
ci sırada.
Deniz Baykal'ın CHP liderliği
için hazırlandığından tutun da, solda
yeni bir oluşumu hedefleyen ayn bir
parti kuracağına kadar her türlü ha-
ber manşetlere tırmanmış. Hatta ko-
nuşmasının bir cümlesinden çıkarı-
lan bir isim bile konmuş bu partiye:
YOP. Yani Yeniden Oluşum Partisi.
Bu haberlerin doğruluğundan kuş-
kuluyum.
Bir kere Deniz Baykal, daha Pa-
zar günü yaptığı Kurultay konuşma-
sında, gemiyle birlikte batacağını
açıklamadı mı?
Uzun vadede bir karar değişikliği
olabilir ama böyle üç gün içinde de-
diğinin tam tersini yapması mümkün
değil.
Aynca haberler kendi içinde çeliş-
kili... Partide mi devam edecek,
CHP'yi mi diriltecek yoksa YOP
adıyla yeni bir parti mi kuracak?
Bu olasılıkların üçü birden doğru
olamaz.
Ben Deniz Baykal'la konuşma-
dım. Niyetini de bilmiyorum. Ama
okuduklarıma ve bildiklerime daya-
narak diyorum ki; Baykal solda yeni
bir parti hazırlığı içinde olamaz.
Ayrıca Türkiye'deki "acemi sol el"
bir üçüncü kitle partisini kaldıramaz.
Böyle amip gibi bölüne bölüne ilerle-
yen bir sol hareket sağlıksızdır.
Öte yandan SHP içinde yeni bir
Kurultay yapılması da beklenemez.
Kurultayların bir çözüm üreteme-
diği ve 90 yılından beri karşılıklı ola-
rak kamplaşmış olan kadroları birbi-
rine daha çok düşman ettiği bir ger-
çek.
Bu durumda Baykal için yapıla-
cak tek şey kalıyor. Beklemek!
Ben Deniz Baykal'ın yerinde ol-
sam ne yapardım diye düşündüğüm
zaman bir tek sonuca varıyorum: Ne
yeni parti, ne eski CHP, ne şu, ne bu!
Milletvekili olarak yaşamımı sürdü-
rürdüm ve bol bol okur, yazar, çalışır-
dım.
Belki bir yayın organında düşün-
celerimi anlatmayı denerdim.
XXX
Deniz Baykal'ın niyetleriyle ilgili
spekülasyonlar bizim determinist dü-
şünce tarzımıza dayanıyor.
Dramatik sonlar ve sarhoş edici za-
ferler bekliyoruz.
Ama politikanın sıkıntılı, tekdüze
ve kesilmeyen bir vınıltı çıkararak dö-
nen değirmenleri, görkemli zafer bo-
rularının çınlayışından daha kalıcı
oluyor.
Öyle uzun ve bıktırıcı bir yarış ki
politika, göz kamaştırıcı başanlar ba-
zan politikacının aleyhine bile işleye-
biliyor.
Churchill'den İsmet Paşa'ya
kadar bütün politikacılar uzun ve çi-
leli bir maraton katettiler: Düşerek,
kalkarak, inleyerek...
Ama ortak özellikleri şuydu: Hiçbi-
ri geçici heveslere kapılmadı ve ma-
nevi hayatında bozguna uğramadı.
Yaşayan liderler içinde bunu en iyi
bilen Süleyman Demirel'dir.
Süleyman Bey uzun politik yaşa-
mında bazen yıldızlara çok yaklaştı,
elini uzatsa gökkuşağını yakalayabi-
leceği yüksekliklere geldi.
Kimi zaman da aynı yıldızları ve
gökkuşağını demir parmaklıkların ar-
kasından seyretti.
Politikacı, her an küllerinden
yeniden doğmaya hazır bir anka
kuşu değil mi zaten!
