Aslına bakarsanız, bugün Gaziantep izlenimlerimi yazacaktım. Anadolu'nun derin vuruşlarının yarattığı heyecanı ve beni çok duygulandıran dost insanları anlatacaktım. Ne var ki son günlerdeki bayrak indirme olayının hala süren yankıları, benim de bu konuya değinmemi gerektiriyor. Gaziantep izlenimlerini ertelememe izin verin.
BAYRAĞA SAYGI
Bir ülkenin, ortak değerlerinin ve varoluşunun simgesi olan bayrak, bir bez parçasından çok ötede anlamlar içerir. Bu yüzden her ülkenin bayrağı saygıdeğerdir. Bu konudaki en büyük örneği, bir askerlik ve siyaset filozofu olan Mustafa Kemal Paşa vermiş ve yenilmiş Yunan ordularının hakaret gören bayrağının yerden kaldırılmasını emrederek, düşman bayrağının bile saygıya değer olduğunu vurgulamıştır. Bu örneğe bakarak Ankara'daki HADEP kongresinde birkaç kendini bilmezin yaptığı densizliğin, ne derece büyük bir zırva olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Koskoca bir ülkenin bayrağını yere indirerek, bayrağa değil kendilerine hakaret etmiş oldular. Bu ilkel davranışa, haklı olarak tepki gösterildi ama tepkiyi bu derece abartmak doğru değildi.
AŞIRILIK
Türkiye, eğer birkaç densizin bayrak indirmesiyle batacaksa, zaten hiç de sağlam kurulmamış demektir. Koskoca ülke bu kadar zayıf mı? Bütün televizyon ekranlarına bayrak konulması ve haber programlarında "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır" şiirleri okunan müsamerelerin düzenlenmesi gerekli mi? Ben bunu kabul edemiyorum. Türkiye'nin temelleri bu kadar çürük değil. Bu tip olaylar daha vakur ve olgun bir protestoyla göğüslenebilir Amerika, Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde benzeri bir olay yaşansa, bunu yapanları zavallı gülünçler olarak nitelerler. Olaya böyle bakmak gaflet değil, ülkenin büyüklüğüne yaraşır bir davranış biçimidir. Birkaç kişinin indirdiği bayrak ancak Ruanda, Libya gibi ülkelerde toplumsal histeriye yol açabilir. Türkiye de böyle bir ülke değildir.
HADEP'E GELİNCE
Hepimizin bildiği gibi HADEP, Kürt asıllı yurttaşlarımızın oylarını temel alan, ancak bütün Türkiye'ye açılıp kitle partisi olmak isteyen yasal bir kuruluştur. İçinde çok çeşitli unsurların bulunması doğaldır. Bayrak indirilmesi sırasında yöneticiler daha basiretli davranabilir ve bu olaylara meydan vermeyebilirlerdi ama unutmamak gerekir ki bayrağı indiren HADEP yönetimi değildir. Tam tersine o dev Türk bayrağını kongre salonuna asanlar HADEP yöneticileridir. Biz, meşru zeminde temsil edilen ve Türkiye'de kitleyle barışık bir HADEP istiyorsak, onların bu yönlerini geliştirmelerine fırsat vermeli, demokrasiye, kardeşliğe ve yasallığa teşvik etmeliyiz. Birkaç densizin indirdiği bayrak yüzünden HADEP'i yasadışı ilan etmek, Kürt meselesinin ancak şiddet yoluyla çözüleceğini inananların ekmeğine yağ sürmektir. Zaten yapılan ağır kışkırtmanın amacı da budur.
KARDEŞLİK
Habitat'ta yaptığım konuşmada da belirttiğim gibi, bu ülke bir mucizeyi başarıyor. Güneydoğu dağlarında gençlerimiz ölürken, ülkenin geri kalan bölümünde Türk -Kürt ayrımı doğmuyor ve insanlar komşuluk, evlilik, iş arkadaşlığı gibi ilişkilerini sürdürüp, birlikte eğlenip, birlikte hüzünleniyorlar. Böyle kışkırtmaların, bu kardeşliği bozmasına izin vermeyelim. Bayrağımızı da koruyalım, kardeşliğimizi de, iç barışımızı da... Bayrağı korumanın bedeli, ülkeyi kana boğmak olmamalı.
KORKMA
İstiklal marşımız "Korkma" diye başlıyor. Gerçekten korkmayalım. Türkiye, bir iki eylemle yıkılacak kadar çürük bir ülke değil. Bu halk yüzyılların, imparatorluk birikimlerinden geliyor. Biraz daha vakur ve olgun davranmakla hiçbir şey kaybetmeyiz. Savaş zamanları dışında "bayrakları bayrak yapan" sadece üstündeki kan değil, bilim, sağduyu, uygarlık, sağlam ekonomi ve kültürdür. Biz buna gayret edelim, üzülmeyelim ve korkmayalım. Türkiye bunları aşar!
