Sibirya'daki bir toplama kampında akşam olmakta... Zehir gibi tundra ayazını iliklerinde duyan üç mahkum birbirine sokulmuş, telörgünün dibinde duruyorlar. Biri ötekine dönüyor ve "Sen neden buraya düştün yoldaş?" diye soruyor. "Ben," diyor adam "Bir tarihte Buharin'i eleştirmiştim. Ya sen?" Öteki diyor ki; "Ben de senden iki yıl sonra Buharin'i övdüğüm için buradayım." İkisi birden üçüncü talihsize dönüyorlar.
Adam "Ben Buharin'im yoldaşlar!" diyor.

***

İngiltere'de Westminster'e gitmiş olanlar bilir: Gelmiş geçmiş önemli devlet adamlarının, politikacıların heykelleri dikilmiştir. Biraz yaklaşıp da kim olduklarını anlamak isterseniz ilginç yazılarla karşılaşırsınız: Kimi başı kesilerek idam edilmiştir bu devlet adamlarının; kimi sürgünde ölmüştür, kimi de zindanda. En itibarlı döneminde eceliyle ölenler de vardır kuşkusuz... Ama burada ilginç olan, bir dönemde vatana ya da krala, kraliçeye ihanetle suçlanarak başı kesilmiş kişilerin bile İngiltere tarihinin kopmaz bir parçası sayılması ve heykellerinin dikilmiş olmasıdır.

Aynı durumu bir çok uygar ülkede görürsünüz. Bu gibi toplumlar geçmişin suçlama ve aklamalarını, tarihin sayfaları arasında bırakırlar. Çünkü suçlama ve yüceltme o dönemin şartlarına özgüdür. Ve orada kalması gerekir.

Ancak totaliter ülkeler geçmişleriyle uğraşır ve bambaşka şartlarda oluşmuş değer yargılarını bugünkü siyasi mücadelelerine dayanak yaparlar.

***

Sovyetler Birliği'nde ansiklopediler her dönemde değişirdi. Bir dönemin ansiklopedisinde Stalin'e otuz sayfa ayrılır, bir sonraki dönemde S harfinde böyle bir maddeye rastlanmazdı. Trajikomik bir ansiklopedi anlaşıydı bu.

***

Ne yazık ki Türkiye de geçmişin hayaletleriyle boğuşup duran ülkelerden biri.

21. yüzyıla girmekte olan Türk toplumu hala, Ulu Hakan Abdülhamit Han diyenlerle, Kızıl Sultan diyenler olarak ikiye ayrılıyor. Ve bir grup diğerinin gırtlağına sarılıyor.

Bir an, ön yargılardan kurtularak düşünsek durumun komikliğini anlıyacağız. İngiltere'de 5. Henry'cilerle, ona karşı olanların Trafalgar meydanında boğazlaştığını duydunuz mu hiç?

16. yüzyılda yaşamış olan şair Pir Sultan Abdal bazı çevrelerde hala tepki yaratır.

Oysa Almanya ikiye bölündüğünde Doğu Almanya'yı seçen Bertolt Brecht, Batı Alman okul kitaplarından hiç çıkarılmamıştır. Yıllar sonra iki Almanya'nın tekrar birleşmesini sağlayan kültür bütünlüğü, zaferini bu anlayışa borçludur.

***

Bizim kültürümüzde bayram günleri toplumsal uzlaşma dönemleridir. Kanlı-kinli demeden bütün düşmanların mütareke ilan ettiği sosyal kurumlardır bayramlar.

Biz bu geleneği kaybettik. Birbirimizle barış yapmaya gönlümüz razı değil. Hiç olmazsa geçmişimizle barışalım ve yeldeğirmenlerine savaş açan Don Kişot misali geçmişin hayaletleriyle dövüşmeyelim.

***

Bayramınızı kutlar ve barış dolu günler dilerim.