Jorge Luis Borges bir gün Buenos Aires sokaklarında yürürken yanına bir hayranı yaklamış. Büyük yazar hayranına enfes bir cevap vermiş: “Bazen!”
Bu felsefi cevap beni yıllar yılı düşündürmüştür. Borges, bir sanatçının değişen ruh durumlarını anllatmak için mi söylemiştir bu sözü? Yoksa bütün kitaplarında sezdiğimiz daha derin ve mistik bir duyguyu mu dillendirmiştir? Herhalde ikincisi doğru. Çünkü her sanatçı “bazen” kendisini bir anlayışsızlık ortamıyla çevrelenmiş bulur. Küçük hesapların binbir kurnazlıkla dolu dünyası, bir örümcek ağı gibi boğmaya başlar onu. Denizin dibinde yosunlara ayağı takılıp kalan birisi gibi, bir topuk darbesiyle yükselip, ışığa, temiz havaya kavuşmak ister.
Birkaç ay önce Melih Aşık’ın köşesinde, Borges’ten yapılan bir alıntı da bunu anlatıyordu zaten. Şöyle diyordu Borges: “Bir daha başlayabilseydim yaşama, İkincisinde daha çok hata yapardım Kusursuz olmaya çalışmazdım Sırt üstü yatardım, neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar Çok az şeyi ciddiyetle yapardım O kadar temiz olmazdım Daha çok risk alır, daha çok seyahat eder, daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehir aşardım. Görmediğim yerlere gider, Daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim. Problemlerim daha gerçekçi olurdu, hayali problemlerim ise daha az. Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım. Elbette mutlu anlarım oldu ama Yeniden başlayabilseydim eğer, Yalnız mutlu anlarımın olmasına çalışırdım. Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten: Anlar, sadece anlar. Siz de “an”ı yaşayın “Şimdi” yi yakalayın. Termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütünü almadan Dışarıya çıkmayan insanlardandım. Eğer yeniden başlayabilseydim, daha hafif seyahat ederdim. Eğer yeniden başlayabilseydim İlkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım. Bir şansım daha olsaydı eğer Ama şimdi seksen beşimdeyim ve biliyorum ki…
Demek ki daha seksen beşine gelmiş herkesin yapabileceği çok şey var. Unutmayın ki yaşam yaşamdır, dünya dünyadır ve Türkiye’nin politik ortamı dünyanın merkezi değildir. Siz elinizden geldiğince uyarır, görevinizi yaparsınız. Gerisi “iyi saatte olsunlar”ın bileceği iştir. Ve Nazım’ın dediği gibi “Aslolan hayattır!”
