Pırıltılı yazılarını tekrar okuma sevincine kavuştuğumuz Çetin Altan, dün “Bedelini ödemeden hiçbir yere varılmaz!” diyordu. İşte bu söz, tam da bugünlerdeki duygularıma denk düştü. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye bir bedel ödeyecek! Türkler bir bedel ödemek zorunda.

Sanata ve kültüre bu kadar sırtını dönmüş, bu kadar hoyratlaşmış bir toplum bedel ödemeden düzelemez. En ünlü yazarlarını, düşünürlerini saf dışı etmiş ve bir iş adamı-manken-sporcu-siyasetçi-medyacı starlar çılgınlığına kapılmış olan sistem, ister istemez kafasını bir yerlere vuracak.

Eğer bir toplumda insan hakları yerle bir edilmişse, sevgi, dostluk ve barış gibi kavramlar alay konusu olmuşsa, köşeyi dönmek ve “yırtmak” en yüce değer haline dönüşmüşse, iktidara gelmek, devletin olanakları kendisini yandaşlarına peşkeş çekmek anlamını taşıyorsa, bir takım kişiler ellerine geçirdikleri sütun ya da ekranda, istedikleri kişiye istedikleri gibi sövme hakkını kendinde görüyorsa, bankaları korumak için kurulmuş televizyonlar, isteklerini yerine getiren siyasi övüp, karşı çıkan siyasiyi yerden yere vuruyorsa, gazeteciler patronlarının emirleri doğrultusunda ağızlarını yüzlerini büze büze yalan söylemeyi marifet sanıyorsa, kör kör parmağım gözüne biçiminde oynayan bu oyunları fark edemeyen cahil halk yığınları, üç dört kurnaz iş bitiricinin kandırmacalarıyla uyutuluyor ve yönlendiriliyorsa, siyaset yapmak, zır cahil ve ihtiraslı, mesleklerinde başarısız kişilerin kendi aralarında oynadıkları bir kirli itibar ve çıkar oyununa dönüşmüşse, kendine aydın diyen yarı cahillerin hırs içindeki egoları, kendi küçük hesaplarının ve adam yerine konulma çabalarının ötesine geçemiyor ve kişilik zaafları bu zavallı ruhsal raşitikleri korkunç kinlere ve öfkelere sürüklüyorsa, herkesin birbirini kıskandığı bir ortamda, yetenekli insanlar çelmeleniyor ve kıskanç krizleri sonunda yok edilmeye çalışılıyorsa, dünyanın her yerinde yargılanan diktatörler bizde itibarını koruyor ve hala o dönemin kurbanı olan demokratlar suçlanıyorsa, bunu yapanlar bir de kendilerine demokrat adını veriyorsa, millet meclisinde on tane yazar adı sayamayacak insanlar çoğunluktaysa ve bu milletvekilleri yasa çıkarıyorlarsa, normal bir ülkede dilekçe yazamayacak orta zekalı vakanüvisler ve anekdot aktarıcıları bu ülkede köşe yazarı sayılıyorsa, afyonlaşmış halk yığınları bu kadar kolayca aldatılabiliyor ve sürü gibi güdülebiliyorsa, O ÜLKE BİR BEDEL ÖDEYECEK DEMEKTİR! Ben sadece, bu ülkedeki pırıl pırıl, aydınlık namuslu kesime üzülüyorum. Çünkü onlar bunu hak etmediler.