Batan Marmara Bank’ın Elmadağ’daki Merkez Şubesinde bir müdür var. Adı Cem Bodur. Bir de yardımcısı Faik Açıkalın. Banka batmadan önce bir hanım mudi, parasını çekmek istiyor. Talebi karşılayamıyorlar ve parça parça vereceklerini söylüyorlar. Genç hanım her sabah bu insanları arıyor ve bankaya gelirse para çekip çekemeyeceğini soruyor. Normal bir ülkede, normal bankacılar, terbiye sınırları içinde hatta biraz özür dileyerek cevap verirler değil mi? Biz normal bir ülkede yaşamadığımız için bu iki genç bankacı, hanımla alay etmeye başlıyorlar. Parasını kurtarma telaşına düşen hanım bir sabah telefon ettiğinde bu beylerden şu cevabı alıyor: “Saat dokuzu beş geçiyor. Saat tam dokuzda aramayınca hasta msınız diye merak ettik valla!” Genç kadın, parasını alamadığı gibi bir de her gün hakaret görüyor ama sineye çekip aramalarını sürdürüyor. Arada bir de lütuf yapar gibi bölük pörçük bir şeyler veriyorlar. Bir başka sabah Cem Bodur ve Faik Açıkalın, genç kadına ne diyorlar biliyor musunuz. “Para yok ama siz her gün arayın böyle. Sohbet ederiz. Ordan burdan konuşuruz. İyi oluyor. Kıpkırmızı kesilen genç kadın öfke içinde bankaya gidiyor. Terbiyesizliklerini suratlarına vuruyor. “Bankanız batıyor”diyor. “Ben paramı kurtarmaya çalışıyorum. Neden böyle terbiyesizlik ediyorsunuz?” Bankacı adı taşıyan iki yeniyetme gülerek, “Ne batması yaa?” diyorlar hanıma. “Hem sen bu kadar parayı ne yapacaksın bakiim? Çiftlik mi aldınız? Ne yaptınız?” Ve sonunda, genç kadın bu kadar çaba sonunda parasının bir kısmını kurtarıyor ve kurtaramadığı önemli bir bölüm batıp gidiyor. Bu mücadele genç kadına önemli bir para kaybıyla birlikte, bütün vücudunda başgösteren alerjiler de hediye etmiştir. Bu inanılmaz terbiyesizliği yapan iki oğlan o sırada, tanıdık müşterilerin hesaplarını yüz ellişer milyona bölme işlemiyle meşguller.

Yukardaki öykü satırı satırına doğru. Bu benim rastlantıyla bildiğim bir örnek. Kim bilir tanımadığımız binlerce insana neler yaptılar. Her meslek gibi bankacılığın da bir etiği, bir ahlaki kurallar bütünü olması gerekiyor. Ama bakın bankacılık Türkiye’de ne hallere düşmüş. Her gün ekranda bağrı yanmış insanların dramını seyrediyoruz. Kapalı banka kapıları önünde bekleşiyor ve çaresiz bir öfke içinde sorumlu arıyorlar. Merak ediyorum: Bu işlemler sırasında, o banka personelinin mesela Cem Bodur ya da başkalarının, bir tek kuruşu battı mı? Bu sorumsuzlar böyle yapa yapa insanları delirtecekler ve korkarım sonuçları ağır olacak.