Dikkat ederseniz köylerde Refah Partisi yok. Partinin patlama yaptığı yerler büyük kentlerin göç alan dış mahalleleri. Refah Partisi’nin oylarını yüzde 19’a yükseltmesinden sonra yapılan analizler çoğunlukla bu partinin din boyutu üzerinde duruyor. Bana kalırsa Refah’ı sadece İslam diniyle açıklamak mümkün değildir. Bu yüzden yapılan laik-anti laik tartışmalarının çoğu ortalığı kızıştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Refah, demografik harekete bağlı sınıfsal bir tepkidir. Tersi olsaydı, dinine en bağlı kesim olan köylüden oy alması gerekirdi. Ama Güneydoğu’daki ittifak oyları dışında Türk köylüsü Refah’a oy vermedi.

Refah Partisi’nin yüzde 8’ler dolayında tahmin edilen gerçek oy tabanına eklenen oylar, kent kıyısına gelmiş ve o yaşamdan pay isteyen göçmenlerin, kentlileşen köylülerin tercihidir. Kentin rantından yararlanmak, kaçak bir yapı dikerek köşeyi dönmek tutkusu, kent merkezinde yaşayanların hor gördüğü bu kitleyi alev alev yakıyor. Horlanmaktan kurtulmak istiyorlar. Kent yaşamından pay almak ve merkezleri ele geçirmek kararındalar. Tepkilerini, kendilerine benzeyen ve aynı yaşama üslubunu benimsemiş insanların partisinde toplayıp, Refah’a kayıyorlar. Çünkü Refah Partisi ile aynı müziği dinliyor, aynı yemeği seviyor, aynı biçimde konuşuyorlar.

Bu açıdan bakıldığında Refah Partisi, arabesk müziğin politik ifadesi olarak beliriyor. Arabesk de kente göçmüş insanların müziği olarak doğdu ve gelişti. Köyler arabesk değil türkü dinler. Arabesk, kente gelip kimlik yitimine uğramış, iki arada bir derede kalmış insanların müziğidir. Refah Partisi de aynı kitlenin isteklerine cevap oluşturuyor. Arabeskin Araplıkla ilgisi ne kadarsa, Refah Partisi’nin de o kadardır. Arabesk müzik “Hor görme garibi!” diyordu. Refah da bu söylemi benimsiyor ve geliştiriyor. Arabesk tutkunları kendilerine yar olmayan dünyanın batmasını isterlerdi. Refah da taklitçi düzeni batırma sözü veriyor..

Bu kitleyi eskiden sol partiler temsil ediyordu. Şimdi bu dili, bu söylemi kaçırdılar. Refah Partisi’nin İstanbul’daki tabanını, son beş yıl içinde kenti kuşatmış olan gecekonducular oluşturdu. Dolayısıyla sol politikaların gecekonduya ödün veren popülist yaklaşımı, İstanbul’da Refah Partisi’ni zafere götürdü. Özellikle İstanbul seçimlerinin doğru bir analizi yapıldığı zaman, kent merkezlerinde yer yer ANAP ve SHP’nin ezici üstünlük sağladığı görülür. Ne var ki İstanbul’da gecekonduda yaşayanların oranı yüzde 60’ın üzerine çıkmıştır. Artık kent göçmeni yönetmemekte, gecekondu kenti yönetmektedir. Bunun siyasi ifadesi ise Refah Partisi’nin zaferidir.