FYODOR Dostoyevski uzun bir Avrupa gezisinden Rusya'ya döner ve bu durumu bir mektubunda şöyle anlatır: “Eski ve alışkın olduğum pantuflaları giyer gibi, kolayca uyum gösterdim.”
Çünkü yalnızca bellek değildir anımsayan: Gövde, eller, ayaklar, ten anımsar!
Uzun yıllar bisiklete binmeyen bir insanın gövdesi bu beceriyi unutmaz; yüzme de böyledir, bir enstrüman çalmak da!
***
BİRKAÇ ay önce, yeni plak çalışması için bağlamayı ve curayı elime aldığımda onları ne kadar özlemiş olduğumu ve yaşamımda ne kadar önemli bir yer tuttuklarını farkettim.
Hİçbir zaman elimden bırakmamıştım ama son yıllarda politika ve yazı dünyasının hır - gürü (kusura bakmayın daha uygun bir deyim bulamadım) beni, gergin tellerin üzerinde uçuşan parmaklar inceliğinden yoksun bırakıyordu.
İlk anda; alışkın ellerim bağlamanın sapına yerleşti.
Küçük bir çocukken Mecitözülü bir dededen dinlediğim “dede perdesi” düzeninin armonik sesleri akmaya başladı ve çalışma odamın içine ağıtları, türküleri, nefes kesen deyişleriyle dünyanın en zengin halk müziği olduğuna inandığım koca Anadolu doluverdi.
O telleri tanımış olan çocuk elleri, büyüdükten sonra da belleğini yitirmiyordu.
Eller anımsıyordu!
***
SAZ, belki de bizi biz yapan en katışıksız öğedir. Bizi simgeler. Onun tınılarında kendimizi, hasretlerimizi, aşklarımızı buluruz.
Büyük ozan Aşık Veysel ne diyordu:
“Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sırlarımı aşikar etme”.
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sevda şairi olan Karacaoğlan da
“Sazımızı ele alıp çalalım Çaresiz dertlere çare bulalım”
dememiş miydi zaten?
Saz çareydi, umuttu, simgeydi,ışıktı.
Pir Sultan Abdal’ın elinde de saz vardı, Dadaloğlu’nun, Karacaoğlan’ın, Gevheri’nin de.
***
SAZA “Şeytan icadıdır!” diyen softalara en güzel cevabı yine halk şiiri vermişti:
“Ardıç ağacından kolu / Venedik’ten gelir teli / Be Allah’ın sersem kulu / Şeytan bunun neresinde?”
***
KOCA Yunus der ki “İçim oyuk, derdim büyük / Onun için inilerim.”
Saz üstüne çok şiir yazılmıştır ama bunların belki de en güzeli Aşık Veysel’inki.
Yazımızı Veysel’in dizeleriyle ve ona bir selam göndererek noktalayalım:
“Sen petek misali, Veysel de arı İnleşir beraber yapardık balı Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı
Ben babamı, sen ustani unutma hey!”
