Avrupa Film Akademisi üyesi olduğum için yıllık genel kurula katılmam gerekiyordu.Bu nedenle cuma günü Berlin’e geldim ve bir anda film dünyasının içine düştüm.Şikâyetçi de olmadım doğrusu. Eski dostlarla buluşup, sinema konuşmaya başladık.Lars von Trier’in yapımcısı Vibeke Windelov’a, Doguille filminin Türkiye’de gösterilmeye başlandığını ve seyri zor bir film olmasına rağmen gazetelerde olumlu eleştiriler çıktığını anlattım.Şu sıralarda İsveç’te, Dogville’nin devamı olan “Mandalay” filmini çekiyorlar ama bu kez Nicole Kidman yok.İtalyanlar Dogville filmini kısaltarak vizyona sokmuşlar. Bizde tamamı oynuyor sanıyorum.Akademinin başkanlığını Wim Wenders yapıyor. Bunca yıldan sonra Wim’le tekrar karşılaşmamız ilginç oldu. Yer Demir Gök Bakır filminin üstünden neredeyse on altı yıl geçmiş.Toplantıya katılan Jeanne Moreau’da çok yaşlanmış artık.Fransız sinemasının bu ünlü genç yıldızı şimdi devamlı üşüyen, kalın atkılara sarınarak oturan bir kadın olmuş.1989 yılında Sis filmi Avrupa Film Ödülleri’nde finale kalmıştı. Ertesi yıl beni eleme jürisinin başkanı olarak Berlin’e davet etmişlerdi. Uluslararası bir jüri ile birlikte özel bir sinema salonunda her gün dört film izliyorduk.Şimdi bu usulü değiştirdiler. Amerika’daki Akademi Ödülleri’nde olduğu gibi filmleri DVD ve Video kaset olarak üyelere önceden gönderiyorlar. Siz de seçtiğiniz filmleri bildiriyorsunuz.Avrupa, diğer konularda olduğu gibi sinema alanında da Amerika’ya direnebilmek için çok çaba harcıyor.Projelerden biri de her ülkenin film zenginliğini, yani eski filmleri dijital ortama aktaracak ve internette seyredilmelerini sağlayacak bir fon kurmak.Avrupa Film Akademisi’ni oluşturan haritada, Türkiye’nin de görülmesi hoşuma gidiyor. Ama henüz bizde hiçbir toplantı düzenlenmedi.Yakında bu da olur diye düşünüyorum.