Topa tüfeğe, silaha, hukuksuzluğa, zulme nasıl karşı durulur? Yürekle, insan vicdanıyla.Zulüm neyle yenilebilir?Kalemle, kamerayla, fırçayla…Bunun nasıl olabileceğini görmek istiyorsanız “Beynelmilel” filmini izleyin derim.Bu son derece derin ve insani yapıt, sizi hemen hemen her sahnesinde güldürüyor ama bir noktadan sonra bakıyorsunuz ki o gülüşler siz anlamadan gözyaşına dönüşüvermiş bile.Bir film cuntayı ve onun haksızlıklarını bu kadar lanetleyebilir.Filmin gülen yüzü altında öyle derin bir keder ve hınç var ki, sanki cunta dönemlerinin perişan ettiği, hayatını söndürdüğü milyonlarca insanın ağıdı sinema salonlarında söyleniyor.Bir komedi filmi yoluyla dünyanın bütün cuntaları, sonsuzluğa kadar mahkûm ediliyor.Hem de sıradan insanların vicdanlarında.Herkesin silahı ayrı: Kiminin elinde Kalaşnikof var, kiminin elinde bazuka; kimileri de “Süleyman Sırrı Önder” gibi duyduklarını düşündüklerini sanatla anlatma silahına sahip.Bence en etkilisi de bu.Beynelmilel öyle garip bir film ki cunta dönemlerini derinden yaşamamış olanlar bazı sahnelerde katıla katıla gülerken, o dönemin acı çekmiş insanları gözyaşı dökebilir.Yani aynı sahnede kimileri gülerken, kimileri ağlar.Yönetim, oyunculuk, müzik ve hepsinden önemlisi; filmin ruhu, izleyiciyi sarıp sarmalıyor, onu zaman ve mekân içinde bir yolculuğa çıkarıyor.Filmde birçok tarihsel ve siyasi gönderme var: Cumhuriyet’in ilk yıllarında açılan halkevlerinin önce kaderine terk edilmesi, sonra “Şanzelize Sosyal Tesisleri” adıyla bir pavyona dönüşmesi bile başlı başına önemli ve acı bir saptama.Yurt dışında olduğum için bugüne kadar göremediğim ama çok merak ettiğim “Beynelmilel”i nihayet görmüş olmanın mutluluğu içindeyim.Herkese yürekten tavsiye ediyorum.Gidip görün ve bir gözü ağlarken bir gözü gülen yaralı ülkemizin trajikomik macerasına bir kez daha tanık olun.