Dün Princeton Üniversitesi'nde konuşma
yaptığım salonun camlarına, Einstein'n
formülleri vitray olarak işlenmişti. Çalışma-
larını Princeton'da yürüten büyük fizikçinin mane-
vi ağırlığı hissediliyordu.
Şöminenin üstüne kazınmış Almanca ibare
şöyleydi: "Tanrı kurnazdır ama kötü değildir!"
Bu aykırı cümle de muzip fizikçinin kafasından
mı çıkmıştı bilinmez!
Princeton Üniversitesi ne YÖK biliyordu ne
de siyasi ayrım.
Yüzyıllardan beri bilgi üreten bir mabet gibi, bü-
tün ağırlığı ve ihtişamıyla duruyordu orada.
Bir binasının girişine, çeşitli savaşlarda ölen
Princeton'luların adları kazılmıştı. Yüzlerce isim...
İşte dün bu üniversitede Mevlana Celaleddin
Rumi'den, Ahi Evran'dan, Hacı Bektaş-ı Ve-
li'den, Yunus Emre'den, Şeyh Edabali'den söz
edildi. 13.yüzyılda Anadolu'da yaşanan mucize-
nin, modern dünyanın sorunlarını çözebilecek yak-
laşımlarına değinildi.
Ve inanın, 700 yıl öncesinden seslenen bu bil-
geler, Einstein'n camlara kazılmış formüllerine
ters düşmediler.
Tam tersine; bilim, sanat ve kültürün birleştiği o
uygarlık prizmasının tepesinde ışıl ışıl parlamayı sür-
dürdüler.
★★★
"İmi Çin'de aramaya hazır" bir kültürün ço-
"f
diyor.
Çünkü bilim orada!
20 bin gencimizin Amerikan okullarında öğre-
nim yaptığını düşününce, bu işin mali boyutu da
canlanıyor insanın gözünde.
Bu üniversitede okumak için her yıl 25-30 bin
dolar para ödemek gerekiyor.
Buna bir de ev, ya da yurt, yeme içme ve okul
dışı masraflar eklenince öğrenci başına 50 bin dolar
harcandığı varsayılabilir.
Çünkü bu miktarın çok çok üstünde harcayan,
platin kartlarla dolaşan zengin işadamı ve zengin
politikacı çocukları da var.
Hadi biz ortalama hesapla, öğrenci başına 50
bin dolar diyelim.
Demek ki Amerika'ya her yıl 1 milyar dolar
ödüyoruz.
20 bin öğrencimizin Amerika tahsili, bu ülkeye
yılda 1 milyar dolara patlıyor.
On yılda, 10 milyar dolar...
İnanılmayacak kadar büyük bir para bu.
***
A ma Türkiye'de devlet, Amerika'ya bu para-
lan ödeyebilecek ailelerin çocuklarını bile be-
dava okutmakta direniyor.
Bu yüzden üniversitelerin olanakları daralıyor,
eğitim kaliteleri düşüyor.
Oysa okulların kalitesini artırarak bu para zen-
gin ailelerden alınsa, artacak olan imkanlarla da
yoksul öğrencilere adam gibi burslar verilse...
Neyse, hiç böyle hayallere dalmayalım.
Türkiye yakın dönemde böyle şeyler yapamaz.
Çünkü kutsal başkentimiz, dünyanın en eski ve
en kõhne rejimi olarak kalmaya kararlı.
Çavuşesku'ların hayaleti Ankara'da dolaşıyor.
