Geçenlerde, Stephen King'in yeni romanını
(aslında uzun hikaye demek daha doğru,
çünkü 66 sayfa) internette yayınladığını an-
latmıştım.
Kağıtsız kitap anlamına gelen bir yenilikti bu.
Amerikan basınından öğrendiğimize göre bu
yenilik, müthiş bir başarıyla sonuçlanmış ve uzun
hikaye, yazarına birkaç gün içinde 450 bin dolar
kazandırmış.
Stephen King artık kitaplarının yayınevleri ta-
rafından basılmasına gerek olmadığını söylüyor.
Çünkü 66 sayfalık hikayenin getirdiği parayı,
700-800 sayfalık normal romanlarıyla kıyaslıyor ve
yeni kitabının ona birkaç gün içinde 5 milyon dolar
kazandıracağını hesaplıyor.
Şimdi gelin de şansa inanmayın.
Romanlarını gazetede tefrika edilen ve her gün, o
bölümü yetiştirmek için deliler gibi çalışan Dosto-
yevski'yi düşünün.
Bütün dehasına ve bayılana kadar çalışmasına
rağmen adamcağız hiç borçtan kurtulamamış, hat-
ta alacaklıları tarafından hapse bile attırılmıştı.
Yaşlılık yıllarında genç karısı Anna, işlerini biraz
çekip çevirince hapse girmekten kurtulmuştu büyük
yazar.
Üstelik bir de sara hastasıydı.
Charles Dickens da romanlarını tefrika eder ve
bunun kazancıyla kıt kanaat geçinirdi.
96 cilt kitap yazmış olan Balzac, alacaklıları ta-
rafından sürekli kovalandı. İş yapıp borçlarını öde-
mek istedi ama her seferinde battı ve "İnsanlık Ko-
medyası"nın dahi yazarının da iki yakası bir araya
gelip, geniş göğsünü kapatmaya yetmedi.
Knut Hamsun, açlıkla boğuştuğu yılları dü-
rüstçe anlattı kitabında.
Jack London ve Joseph Conrad, geçinmek
için gemilerde çalıştılar.
Bu dahilerle adı bir arada anılamayacak olan
korku yazarı Stephen King, 66 sayfalık hika-
yesinden 300 milyara yakın para kazanıyor.
Hem de bu sadece birkaç günlük kazancı.
Gelecek romanından 3 trilyon bekliyor.
Hazretin her romanı filme çekildiğinden, 6 tril-
yon da oradan gelecek.
Zavallı Dostoyevski'nin kemikleri sızlamasın
da ne yapsın?
Suç ve Ceza, Karamazof Kardeşler gibi ola-
ğanüstü eserlerin yazarı Dostoyevski ilk kez
İnsancıklar adlı kısa kitabıyla ünlü olmuştu.
Dönemin ünlü edebiyat eleştirmeni Belins-
ki'nin keşfettiği bu deha, daha yeni kavuştuğu
ünün tadını çıkaramadan, Çar aleyhtarı Patra-
şevski grubuna dahil olduğu bahanesiyle idama
mahkum edildi.
Idam mangasının önünde ölümü beklerken,
son anda yetişen af kararıyla Sibirya'da sürgüne
yollandı. Orada on yıl kaldı, dayak yedi, sara has-
talığına yakalandı.
Yillar sonra Petersburg'a dönebildiğinde, Tur-
genyev başta olmak üzere bütün düşmanlarının
amansız saldırılarıyla perişan edildi.
Şimdi bu yaşamı, ucuz romanlar yazan Stephen
King'in parıltılı başarısıyla karşılaştırınca insanın
içinde isyan duyguları yükseliyor.
Bu dünyada adalet olduğunu kim söyleyebilir?
Dostoyevski bugünleri önceden görüp, Prens
Mişkin'i anlattığı romanına bizleri anlatan bir isim
koymuştu.
Hangi isim mi?
Bilenler bilmeyenlere söylesin!
