Türkiye’de tartışmalar alevlendi. Sık sık, “Kimseye verecek bir karış toprağımız yoktur!” gibi cümleler kullanılıyor. Ne var ki biz bu tartışmalara gömülmüş giderken, değil bir karış toprak, her yıl bir ülke büyüklüğünde toprak kaybediyoruz. Ülkenin bir karış toprağına titizlenen politikacıların, böyle büyük kayıplar karşısındaki suskunluklarını ve vurdumduymazlıklarını anlamak mümkün değil. Her yıl yitirdiğimiz toprak, Kıbrıs adasının yüzeyini 10 cm. kapayabilecek kadar çok. Aşağı yukarı 20 milyon kamyon toprak kaybediyoruz. On yıl içinde yitirdiğimiz toprak, 200 milyon kamyon gibi inanılması güç rakamlara ulaşıyor. Evet, kolayca anladığımız gibi Güneydoğu’dan değil erozyondan söz ediyoruz. Konumuz, politik terör değil, çevre terörü.
Türkiye’nin topraklarını korumak için TEMA Vakfı çevresinde birleşen duyarlı insanlar, hepimizi uyarmaya, sarsmaya, tehlikeyi göstermeye çalışıyor ama bir türlü çalmıyor alarm zilleri. Yayınladıkları broşürlerde anlatmak istedikleri acı bir tablo var: Bu tabloya göre erozyon sonucu toprağın su depolama kabiliyeti azalıyor. Su kaynakları boşa akmaya başlıyor. Yeşil örtü eriyor ve ormanlar, meralar, çayırlar daralıyor, verimsizleşiyor. Tarım alanları daralıyor. İklim olumsuz olarak değişiyor. Ekolojik dengeler bozulduğu için canlı varlıklar yok oluyor ve sonuç olarak Türkiye çölleşiyor. Giderek artan toprak kaymaları ve sel felaketlerine maruz kalan insanlarımız canlarını, mallarını yitiriyor. Milli ekonomimiz her yıl, milli savunmaya ayrılan değer kadar kayba uğruyor. Barajlarımız, her gün beş yüz kamyon toprakla doluyor.
“Yurdumuzdaki toprakları yaklaşık yüzde 80’i erozyona maruz kalmaktadır. Yine ülke topraklarının yaklaşık yüzde 60’ı şiddetli ve çok şiddetli erozyona maruzdur. Bu yolla denizlere ve göllere taşınan toprak miktarı yılda 500 milyon ton civarındadır.” Yukarıdaki cümleler Orman Bakanlığı Müsteşarı Cemal Akın’a ait.
Tehlike ortada. Bu boyuttaki bir çölleşmenin önüne geçmek için devlet ve toplum el ele vermek zorunda. Erozyonu engelleyecek bir ağaçlandırmanın başlaması, önemli bir ulusal mücadeledir. TEMA Vakfı’nın ortak mücadele çağrısının yurt ölçüsünde yankı bulmasını ve topyekün bir kampanyaya dönüşmesini diliyorum.
