İtalya’da “Temiz Eller” operasyonunun toplumu bir kasırga gibi sallamasının sonuçlarını şimdi görüyoruz: Yerel seçimlerde aşırı bir güç zirveye tırmanıyor: Neo faşistler! Hristiyan Demokratlar başta olmak üzere merkeze yakın olan bütün ılımlı güçler eriyor ve toplumdaki siyasi temsil uçlara doğru çekiliyor.
“Temiz Eller” önemli bir kavram ama bunun için “temiz vicdanlar” gerekiyor. Biz yavaş yavaş her bürokratı hırsız, her ihaleyi şaibeli, her siyasiyi dolandırıcı gibi görme alışkanlığı edinirsek Türkiye durur ve kimse yerinden kıpırdayamaz. Kurunun yanında yaşında yanacağı görüşü, bir kurala dönüşmemeli. Geçtiğimiz dönemde birçok hırsız yakalandı, bir çok dolandırıcılık su yüzüne çıktı ama onurunu her şeyin üstünde tutan bir grup insan da haksız yere hırpalandı. Bu kişilerle ilgili yolsuzluk iddiaları Türkiye’yi karıştırdı ama aradan zaman geçince mahkemelerde aklamalarını konuşmadı kimse.
Şimdi herkes TÜRKSAT uydusunun baş döndürücü sarhoşluğunu yaşıyor. Türkiye’nin dünyada siyasi bir güç odağı olarak ortaya çıkacağı yazılıp, söyleniyor. Kısacası Türkiye, bu başarıyla övünüyor. İyi ama bu projeyi başlatan insanlar ne desin? Böyle dev bir düşünceyi hayata geçirdikleri için aşağılandılar, hakaret gördüler, hırsız ilan edildiler. PTT Genel Müdürü Emin Başer günlerce manşetlerden inmedi. PTT Yönetim Kurulu’na işten el çektirildi. İnsanlar mahkeme kapılarında hesap vermeye başladılar. Bu günlerde TÜRKSAT uydusunun coşkulu haberlerinin arasında bir küçük haber gözümüze çarpıyor: Emin Başer beraat etti! İşte böyle: Hırsız ilan edilmenin, bütün Türkiye’nin diline düşmenin, görevini kaybetmenin sonucunda bir mahkeme kararı: “Emin Başer beraat etti.” Emin bey bu haberi kesip çerçeveletebilir ve torunlarına gösterecek bir belge olarak saklayabilir. TOPRAK ANA Türkiye’nin toprak kaybıyla ilgili yazımıza ek bir bilgi gönderen Ishak Alaton, içinde bulunduğumuz durumu çarpıcı oranlarla saptıyor: 1945 yılında Türkiye’nin yüzde 26’sı orman idi. 1990 yılında Türkiye’nin yüzde 11’i orman kaldı. 2010 yılında çöl oluyor. Bilmem bu orana bir şey eklemeye gerek var mı? Sayılar bizi yeteri kadar uyarıyor ama gündelik işlerden fırsat bulup da bu konuya yeteri kadar eğilemiyoruz. Doğayı öldürdüğümüz söyleniyor oysa bu doğru değil. Sonunda er geç bizi yok edecek olan doğadır. Doğaya verdiğimiz zarar, kendi yaşamımızı kısaltıyor.
