Bugün size, özelleştirme konusunda ilginç düşünceler içeren bir belgeyi sunmak istiyorum. Bu görüşlerin sahibi olan kişi, uzun yıllar banker tasfiye komisyonu başkanlığı yapmış, KİT’lerde görev almış ve şu anda da Sümerbank Holding’de Teftiş Kurulu Başkanlığı yapan Asım Livaneli. (Soyadından da anlaşılacağı gibi, Asım benim kardeşim ama bu yayında rol oynamayan bir ayrıntı bu.) Belge şöyle başlıyor: “Özelleştirme konusu 80’li yılların başından bu yana her Hükümet programında yer almasına rağmen henüz elle tutulur sonuçlar elde edilemediği bir gerçek. Bu durum, izlenen özelleştirme plan ve stratejilerinin gerçekçi ve akılcı olmadığını gösteriyor.” Neden ise açık: “Gerek hükümetler ve gerekse bu işle görevlendirilen bürokratlar; özelleştirme sonunda yüzbinlerce insanın işsiz kalmasının veya önemli kayıplara uğramasının getireceği politik ve sosyal risklerden ve satış işlemlerinin şaibelere yol açmasından çekinmişler ve bu konuda radikal kararlar alamamışlardır.” Yazı, KİT’lerin halihazır durumlarına göre iki kategoriye ayrılmasını ve iflas halindeki KİT’lerin yargı denetiminde oluşacak tasfiye kurulları tarafından tasfiyesi gerektiğini öne sürüyor. “1. Hükümetçe özelleştirme kapsamına alınmış olan KİT’lerin bir kısmı öz kaynaklarını tüketmiş ve İcra ve İflas Kanunu’na göre iflası istenebilecek durumdadır. Bize göre, özelleştirmede öncelik bu durumda olan KİT’lere verilmeli ve bunlar için bir tasfiye prosedürü izlenmelidir. 2. Diğer KİT’lerin Kamu Ortaklığı İdaresi’nce blok satış, hisse satışı gibi yöntemlerle satışı mümkün olup, buna devam edilmelidir. Ancak, Kamu Ortaklığı İdaresi bünyesinde her KİT için komisyonlar oluşturmalı ve bu komisyonlara ilgili KİT yöneticilerinden üye alınmalıdır.” Bu komisyonların her KİT’in kendi özelliklerine göre özgün bir özelleştirme planı hazırlaması savunulduktan sonra sorun daha somut bir örnekte, Sümerbank modelinde inceleniyor: “Uzun yıllardır çalıştığımız Sümerbank, müflis durumdaki KİT’lerin tipik bir örneğidir. Bankacılık bölümünün ayrılmasından sonra ki bize göre aceleyle alınmış yanlış kararlardan birisidir. Sümer Holding A.Ş. adını alan kuruluşun tedrici bir tasfiyeye tabi tutulmasını en gerçekçi yol olarak görüyoruz. İflas durumundaki diğer KİT’ler için de aynı görüşteyiz. Esasen, halihazırda borçlarını ödemede acze düşen, maaş ve ücret ödemelerinde dahi zorlanan bu kuruluşlar çok yakın bir zamanda kaçınılmaz olarak iflas yoluyla takibe maruz kalacak, işletmeleri sermaye yetersizliğinden duracaktır. Yüzlerce işletmenin birden kapanıp, yüzbinlerce çalışanın aynı anda işsiz kalmasına yol açacak bu gidişi durdurmanı tek yolu Hükümetin inisiyatifi ele alarak tasfiye sürecini başlatmasıdır.”
