Türkiye'nin gündeminde birinci sıraya oturan terör çok köklü bir geçmişe daya- nıyor.

Özellikle Ortadoğu kaynaklı terör, dünya çapında bir üne ve geleneğe sa- hiptir.

Bütün batı dillerinde "katil-katliam" anlamlarına gelen bazı kelimeler Orta- doğu kaynaklıdır.

"Assasin" kelimesinin kökü, Hasan Sabbah'ın terör örgütünün adı olan "Haşhaşiyun" dan türemiştir.

Batı dillerine katliam kelimeleri hediye edecek kadar etkili olan bu örgüt yalnız Ortadoğu'da değil, dönemin Avrupa- sı'nda da eylemler yapmış ve hatta bir pa- pa suikastına karışmıştır.

Örgütün hikayesi şöyle:

Selçuklu döneminde medresede oku- yan üç küçük çocuk birbirlerine bağlılık yemini etmişler. İçlerinden kim büyük adam olursa ötekileri kollayacak ve koru- yacakmış.

Üç çocuk da büyümüş ve yolları ayıl- mış.

Bir tanesi "Nizamülmülk" adıyla anılan büyük vezir ve devlet adamı olmuş.

Öteki, tarihin en büyük terör örgütü- nün başındaki Hasan Sabbah'mış.

Üçüncüsü ise en yakın iki arkadaşı devlet ve isyancı gelişkisinde dövüşen bir şairmiş: Adına Ömer Hayyam derler- miş.

***

Hasan Sabbah'ın Haşhaşiyun ör- gütüyle, Nizamülmülk'ün vezir olduğu devlet arasındaki savaş yıllarca sürdü.

Devlet ne kadar saldırırsa saldırsın terör örgütünü altedemiyordu.

Ülkenin büyük nizami orduları terör karşısında çaresiz kalmıştı.

Hasan Sabbah'ın militan toplamak için ilginç bir taktiği vardı.

Adamlarının kaçırdığı köylü gençler önce haşhaşla bayıltılıyor sonra da Ha- san Sabbah'ın sahte cennetinde uyanı- yorlardı.

Huriler, gılmanlar ve uyuşturucularla dolu bu sahte cenneti gören genç, Ha- san Sabbah'ın huzuruna çıkarılıyor ve onun uğruna ölürse, gördüğü cennete gideceği anlatılıyordu kendisine.

O andan itibaren de genç, Hasan Sabbah uğruna bir an önce ölebilmek için çırpınan bir militana dönüşüyordu.

Yerleri Alamut kalesiydi.

Sarp kayalıklar üzerinde yükselen kartal yuvası kale devlet kuvvetleri tara- fından çevrildiğinde bu gençlerden bin tanesi kalenin burçlarına çıkmışlardı.

Hiç biri aşağıdaki korkunç uçuruma bakmıyordu. Hasan Sabbah "Atla!" komutunu verince bini birden, aynı an- da atlamıştı ve bin gövde aynı anda parçalanmıştı.

***

İki okul arkadaşı arasındaki kanlı sa- vaş yıllarca devam etti ve dönemin en güçlü devleti, birbiri ardına düzenlediği seferlere rağmen örgütü altedemedi.

Sonunda çareyi Cavlakiye tarika- tında buldular.

Cavlaklar, vücudlarındaki her tüyü kazıyan, kabak kafalı ve kaşsız insanlar- dı.

İşte bu tarikat, Hasan Sabbah yan- daşlarıyla çarpıştı ve örgütü yoketti.

***

Bütün bunlar olurken üçüncü arka- daş ne yaptı dersiniz?

Önce vezir arkadaşına yanaştı ve devleti gördü. Sonra terörist arkadaşıy- la birlikte oldu ve isyanı yaşadı.

Herhalde gördüklerinden pek mem- nun kalmamış olmalı ki oturdu;

"İç bade sev güzel varsa aklı şu- urun- Dünya varimiş ya ki yoğimiş ne umurun" diye mısralar döktür- dü ve Ömer Hayyam adıyla ünlendi.

Bugün üç arkadaş da ünlü:

Birisi döneminin en büyük veziri, bi- risi en büyük isyancısı, öteki de en bü- yük şairi olarak...