20 Ekim
Bugün aynada yüzümü çok solgun gördüm. Gözlerimin altı torbalanmış, yanaklarım yerçekimi kurallarını hatırlatır gibi aşağı doğru sarkmış... Hele o gıdı... Traş olurken, baş ve işaret parmağı arasına alıp çekerek gerdirmek gerekiyor.

Mecburen giyindim ve beni bekleyen dağ gibi memleket meselelerine verdim kendimi...

Ama aklım hep o perişan görüntüdeydi.

Yüzümü tekrar o halde görmemek için gün boyunca hiç aynaya bakmadım.

Yüzünüze güller! Apteshaneye gittiğimde bile bakışlarımı aynadan kaçırdım.

Akşam televizyonda haberleri ve iki Amerikan dizisini seyrettikten sonra bir büyük bardak limonlu adaçayı içtim ve istirahate çekildim.

Ama uyku tutmadı. Yastık diken oldu... Gözümün önünde hep o perişan, yorgun surat.

Baktım çaresi yok. Geceyarısı kalktım. Özenle traş oldum. Yanaklarıma Rebul lavantası ile friksiyon yaptım. Saçlarımı taradım. Dolaptan tören kıyafetlerini çıkarıp giydim ve aynanın karşısına geçtim.

Aynada çakı gibi bir devlet adamının görüntüsü belirdi. Yakışıklı, keskin ve itinalı.

Bu görüntü beni rahatlattı ve gece derin bir uyku uyuyabildim.

21 Ekim
Sabah, Başbakan denilen adam görüşmeye geldi.

Lacivert üstüne beyaz çizgili kruvaze bir takım giymişti. Bu takımı son Amerika gezisinde New York'ta 5. Cadde-deki bir dükkandan aldığını rapor etmişlerdi bana. Kendisi söylemiyor, benim de bilmediğimi sanıyor.

Çok yanılmakta. Gerçi benim yerli lacivert takıma inat olsun diye giyiyor ama o şişman... Hangi takımı giyerse giysin, benim gibi yakıştıramaz.

Bu fesat adama illet oluyorum. Her hareketi bana nisbet yapar gibi...

Halbuki dönüp sorsan; "Behey şişko.. Sen kimsin ben kimim? Seni ben adam etmedim mi, elinden tutup çıkarmadım mı? İki dudağımın arasından çıkacak ufacık bir emirle seni hapse yollayamaz mıydım? O zaman ne bu afur tafur, bu caka?."

22 Ekim
Yazar mıymış neymiş, herifin biri çıkmış beni dava edecek olmuş. Behey gaafil! Senin aklına şaşayım...

Bana çatarak şöhret olmak istiyorsun ama bilmiyorsun ki, yazar çizer, çalgıcı, dümbelekçi tayfası hiçbir zaman bir devlet adamıyla mukayese edilemez.

Küçük adam; benim muhatabım olamazsın!

23 Ekim
Biliyorum.

Benimle ilgili fıkralar anlatılıyor. Bu fıkraları dış düşmanların uzmanları uyduruyor.

Ajanları vasıtasıyla da halk içinde yayıyorlar. Dedikodular çıkarıyorlar. Ama ben bunlara aldırmıyorum. Niye aldırmıyorum?

Çünkü kahve kahve dolaşıp böyle konuşanları yakalayamam.

Yakalayabilecek olsan hepsini kazığa oturturum ama madem ki çare yok, duymamış gibi yapacaksın.

Tarihteki büyük liderlerin hepsi böyle yapmış.