Türkiye gibi bir ülkede koruma kav- ramı çok önemlidir. Çünkü toplumun bazı kesimleri korunmaya muhtaçtır. Bunlar hangi kesimlerdir? İsterseniz birlikte sayalım:
Her yıl yüzlercesi yeraltına gömülen, üç kuruş nafaka uğruna ölümü göze alan işçiler ve aileleri, hükümetten ko- ruma altına alınmalarını beklemekte- dirler.
Güneydoğu halkı:
Çeşitli yönlerden esen baskı ve terör rüzgarları arasına sıkışmış ve ölümler- den ölüm beğenme durumuna gelmiş Güneydoğulu yurttaşlar hükümetten koruma beklentisi içindedirler.
Dar gelirli yurttaşlar:
Bir türlü gemlenemeyen enflasyon karşısında çaresiz kalmış olan milyon- larca insan korumas beklemektedir.
Terör hedefi olan insanlar:
Can güvenliğinin gittikçe azaldığı kentlerimizde, terörün hedef seçtiği in- sanlar hükümetin kendilerini koruma- sını istemektedirler.
Tarım üreticileri:
Ürettikleri malların, çeşitli aracılar ta- rafından pazarlanması sonucu mağdur edilen üretici koruma beklemektedir.
Kadınlar:
Evinde dayak yiyen, toplumda her türlü cinsel tacize açık durumda yaşa- yan ve ikinci sınıf yurttaş sayılan Türk kadını koruma istemektedir.
Çocuklar:
Sokaklarda sabahlayan, eziyet edi- len, küçük yaşta ağır işlerde çalıştırılan ve eğitim olanaklarından yararlanama- yan çocuklar koruma'ya muhtaçtır.
Doğa:
Her geçen gün biraz daha yıkıma uğ- rayan Türkiye doğası, kirlenen akarsu- lar, denizler, yokolan ormanlar, eroz- yon sonucu yitip giden topraklar koru- ma altına alınmalıdır.
Yayalar ve dikkatli sürücüler:
Trafik cehenneminde yaşayan ve bi- rer "terminatöre" dönüşmüş durumda- ki kamyon teröründe her an ölümle yüzyüze bulunan insanlarımız koruma beklemektedir.
Özürlü yurttaşlar:
Çeşitli beden ve zihin özürleri olan insanlarımıza modem ülkelerin yarattı- ğı insanca yaşama ortamını sağlaya- madığımız için koruma gerekmekte- dir.
Bu listeyi daha da uzatabilirsiniz. Türkiye'nin yaşanmaz hale gelen bü- yük kentlerinde çırpınan insanlardan tutun da, ortaçağ koşullarında çile dol- duran mahkumları, hastaları, yaşlıları, düşkünleri, tüketicileri sayabilirsiniz.
HOLDİNGLER
Ama siz de ben de yanılıyoruz. Son günlerde çok sözü edilen "koru- ma" kavramı, bu listeyi değil, hol- dingleri ve büyük işadamlarını ko- ruma anlamına geliyor.
Holding temsilcileri Ankara'daki lüks otelleri mekan tutmuş olarak, durmadan talepte bulunuyorlar. Şu malın gümrüğünü artır, şunun- kini eksilt.
Kısacası;" Benim imal ettiğim mal- ların ithalatını zorlaştır ki, ben daha kötü malı, daha pahalıya satabile- yim ve hiçbir rekabetle karşılaşma- yayım."
Ya da," Benim imalatımda kullan- dığım malların gümrüğünü indir ki, daha ucuza alabileyim."
Hepsi aynı kapıya çıkıyor; Ey hükümet! Beni koru da, da- ha çok para kazanayım.
Ve hükümet de büyük bir başarıy- la koruma görevini yerine getiriyor. Yani babalık yapıyor!
