Gösteri Sarıatları bütün dünyada Amerikalıların takdığı adla show-business olarak anılır, Meclis'te dün yapılan bütçe görüşmeleri de show-business'in kurallarını yansıtıyordu.
show-business yasalarına göre Sahneye çıkan sanatçının durgun akan bir su gibi sıkıcı olmaması gerekir. Seyircinin heyecanını canlı tutabilmesi ve bir gerilim yaratabilmesi için zaman zaman şaka yapmalı, güldürmeli, bazan da gerginliği tırmandıran bir ajitasyon içine girmelidir.
Meclis'teki liderler birer show us- tası olarak üstlerine düşen görevi yerine getirdiler. Zaten kendilerinden beklenen, tribüne, yani seyirciye oynamala- rıydı.
Dünkü seyirci, Meclis'teki parti grupları ve ekran başındaki izleyici- den oluşuyordu. Bu kitleyi tatmin etmek için hiçbir fırsatı kaçırmadılar.
Parti grupları, genel başkanların- dan nükteli cevaplar, ağır suçlama- lar ve heyecanlı anlar bekliyordu. Bu beklentilere cevap verdiler ve milletvekillerinin kendi aralarında, "Gördün mü bizim genel baş- kanı, nasıl verdi veriştirdi. Bra- vo valla!" konuşmalarına hak ka- zandılar.
Bu ortak coşku, sahnedeki şarkı- cının "hep beraber" diyerek seyir- cilere el çırptırması ile kıyaslanabilir. (Yeri gelmişken söyleyeyim: Sev- gili dostum Salih Memecan dikkat etmiş. Televizyondaki şarkıcılar el- lerini birbirine çarparak değil, bitişik ellerini ayırarak tempo tutuyorlar.)
Show-business açısından de- ğerlendirilirse Necmettin Erba- kan, Mesut Yılmaz ve Süley- man Demirel çok başarılı oldular. Mümtaz Soysal'ın konuşması, fakültedeki anayasa dersine benze- diği için pek heyecan uyandırmadı. Bu konuşmada gerilim yaratabile- cek tek cümle "Çıkarın kağıtları" olabilirdi. Onu da Mümtaz Hoca bir başka bütçeye erteledi.
Mesut Yılmaz'ın çok karakteris- tik bir yönü var: Müthiş asık bir su- ratla öfkeli öfkeli konuşurken, bir- den bire dişlerini göstererek gülüve- riyor. Her iki ifade de "takınıl- mış" olduğu için, tiyotro simgele- rindeki gülen ve ağlayan maskeler gibi müthiş bir kontrast yaratıyor. Ve öfkeli yüzün ardından gelen gü- lümseyiş öylesine tehdit edici ve gergin oluyor ki, bu özellik Yıl- maz'a bir karizma kazandırıyor.
Mesut Yılmaz sinema oyuncu- su olsaydı, bu gülüşüyle ünlenirdi.
Necmettin Erbakan'ın başını ve işaret parmağını sallayarak "Si- zi gericiler sizi!" deyişi görülme- ye değerdi doğrusu.
"Sizi işbirlikçiler siziii!"
Bu cümleler karşısında Süley- man Demirel çok sinirleniyor ve bunu ayrık dişli bir gülümseyişle örtmeye çalışıyordu. Ama o da kür- süye çıktığında ustalığını gösterdi ve ne kadar tecrübeli bir polemikçi ol- duğunu kanıtladı.
İyi ama bu başarılı show progra- mından sonra, biz sıradan yurttaş- lar ne kazandık, ne kaybettik? Cebimizdeki paranın kaderi ne? Millet olarak böyle gereksiz soru- lan hiç sormadık kendimize.
