Berlin'de yeni yapılmış müthiş bir binanın en üst katındayız. Gerçekten bir mimari başyapıtı olan dev bina, Alman Sosyal Demokrat Partisi SPD'nin genel merkezi. Daha yeni taşınmışlar. Alt kattan başlamak üzere gururla gezdiriyorlar. Almanya'nın başkenti Berlin'e taşındığı için, parti merkezleri de bu kente geliyor ve binasını ilk bitiren SPD olmuş. Alt katta müthiş bir konferans salonu var ve burada, koruyucu elini şemsiye gibi açmış dev bir Willy Brandt heykeliyle karşılaşıyorsunuz.
NAZİK DAVET
SPD Berlin Örgütü Başkanı Detlef Dzembritzki, Berlin Belediye Başkanı, çalışma senatörü ve parti ileri gelenleri, bir görüşme yapmak için davet etmişlerdi ve binayı gezdirdikten sonra üst kattaki yönetim kurulu odasındaki masanın başına oturduk. Saatlerce konuştuk. Çünkü Türkiye'de olan biteni merak ediyorlardı. Parlamento'da ve diğer organlarda Türkiye'ye karşı takınacakları tutumu ve yürütecekleri politikaları saptamak istiyorlardı.
SÜPERSTAR: TONY BLAIR
Türkiye'de SPD'nin nasıl görüldüğünü sorduklarında, "Şu sırada herkes gibi biz de Tony Blair ve İngiliz İşçi Partisi'yle meşgulüz" dedim ve bunun üzerine salonda bir kahkaha patladı: "Bizde de öyle" dediler. "Tony Blair sosyal demokratların süperstarı oldu." Konuşmalar ilerledikçe anlaşıldı ki Alman sosyal demokratları da sıkıntı içinde. Oy oranları düşüyor, gençliği yitirmişler. Geniş kitleleri temsil edemiyorlar. Bu durumu en iyi vurgulayan Çalışma Senatörü Bayan Christina Bergman oldu: Benim, "Türkiye'deki sosyal demokrat partilerin kurtuluşu için Willy Brandt gibi büyük bir lidere ihtiyaç var" sözüm üzerine "Bizim de!" cevabını verdi. "Bizim de Willy Brandt gibi bir lidere ihtiyacımız var."
***
Sizlere bu ciddi görüşmenin sadece şaka bölümlerini aktardım. Çünkü değişen dünya koşullarında kendini yeniden tanımlama sıkıntısı çeken, insanların ihtiyaçlarını gözetmek üzerine kurulu bir teorinin tüketim toplumlarında nasıl var olabileceğini sorgulayan partilerin dramı, bir gazete köşesine sığmayacak kadar geniş ve çok yönlü. SPD yöneticiliyle yaptığımız, saatler süren konuşmalar bir kitap oluşturacak boyutta. Savaş sonrasının yıkılmış Avrupa’sından modern, güçlü ülkeler yaramayı başaran ve çok sağlam kurumlar oluşturan sosyal demokrat partilerin, şimdi bu duruma düşmesi çok acı. İyi ki İngiltere, İtalya ve İspanya örnekleri var. Kendini yenileyebilen, sol dogmalardan kurtulabilen ve Ortodoks sol düşünce terörünü aşabilen partilerin, başarıya kavuşmalarının hiç de zor olmadığını gösteriyorlar.
Not: Berlin Filarmoni konseri dolayısıyla, bir davet vermek inceliğini gösteren Sayın Başkonsolos Rıza Erkmenoğlu ve eşi Ayşe Hanım'a teşekkürler. Böylesine kültüre yakın Türk diplomatları görmek insanı sevindiriyor. Zaten Rıza Bey, büyük şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı'nın yeğeni, Ayşe Hanım da Ozansoy'lardan geliyor. Böylece ailedeki kültür geleneği sürmekte.
