Bir ABD başkanı için “Yürürken sakız çiğneyemez” denilirdi. İki işi aynı anda yapamazmış adamcağız. Bizim durumumuzu da biraz buna benzetiyorum. Galiba birden fazla konuyu gündemimizde tutmaya sabrımız, kapasitemiz ve belleğimiz yetmiyor. Çok değil, daha bir iki ay önce Amerika Kongresi’ndeki Dışişleri Komisyonu’nda Ermeni tasarısı görüşülüyordu. Biz de hop oturup hop kalkıyorduk. Bu tasarıdan başka bir şey konuşmaz olmuştuk. Tam o sırada Amerikalı bir yetkili dedi ki: “Türkler böyle kızar köpürür ama bir iki ay içinde unutur giderler. ” Adama da kızdık. Ama sonra bir de baktık, aynen onun dediği gibi oldu. Gündemimiz başka konulara kaydı. İki yüz yıl önce Türkler konusunda kitap yazan bir yabancının cümlesini hatırlıyorum. Yazar, “Türkler için dün ve yarın yoktur” diyordu. “Onlar bugünü yaşar!” Galiba doğruluk payı var bu sözde. Ne dersiniz?

Bütün bunları hatırlamama sebep, uzmanların depremle ilgili yeni uyarıları. Marmara Denizi’nin dibi fokur fokur kaynıyormuş, deprem iyice yaklaşmış, gecikti diyenler bile var.Hatırlarsanız bir zamanlar gece gündüz deprem konuşuyorduk, televizyonlardaki bütün açık oturumlar depremle ilgiliydi. Çünkü 99 depreminin görüntüleri hepimizi ürkütmüştü; korkuyorduk, başımıza ne geleceğini öğrenmek hatta önlem almak istiyorduk. Sonra ne oldu?Unuttuk! Böyle bir tehlike ortadan kalktı. Deprem bekleyen İstanbul’u dünyanın en keyifli, en yaşanılası yeri ilan ettik ve gayrimenkul fiyatları Batı başkentlerini yakaladı. Oysa bu kentteki alt yapı, binalarının dayanıklılığı gibi konular; hangi lüks lokantanın ya da mağazanın açıldığından çok daha önemli olmalıydı.Ama biz bu işi de Allah’a emanet ettik ve “Canım hele gelsin o zaman düşünürüz” demeyi tercih ettik.

Kısacası depremi, türbanı, laikliği, Kürt sorununu, seçimleri bir arada düşünecek, hepsine kafa yoracak bir yapımız yok bizim. Sadece tek bir noktaya odaklanabiliyoruz. Kim bilir belki de dayanma gücümüzü böyle ayakta tutabiliyoruz. Yüzyıllar içinde böyle bir bağışıklık sistemi geliştirerek acılara, felaketlere direnebilmişiz. Ama işte -kulunuz da içinde olmak üzere- biz böyleyiz!