Hiç denizde palamut sürüsü gördünüz mü? Binlercesi bir arada giderken bir anda, yıldırım gibi yön değiştirirler; bütün sürü başka bir yöne akmaya başlar. Dünyada televizyon sonrası toplumlarını, biraz palamut sürülerine benzetirim ben. Çünkü onlar da aynen palamutlar gibi aniden bir yönden başka bir yöne akıverirler. Ortega Y Gasset televizyon denilen aletin, insanları tek başına iken bile kitlesel tepki vermeye götürdüğünü söylemişti. Haklıdır! Çünkü odasında televizyon izleyen kişi yalnızdır ama aynı zamanda milyonlarca insanla birlikte kitleselleşmiştir.

Dünyada geçerli olan bu gerçek bizim için de doğru. Biz de durmadan yön değiştiren bir toplumuz. Bunu anlamak için tek bir örneğe bakmak yeterli: Bu ülkede birkaç ay önce Çankaya ve türban tartışmasından geçilmiyordu. Laiklik mitinglerinin ardından yapılan genel ve onu izleyen cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi laiklik ve türbandı. Hatırlarsanız; Genelkurmay Başkanı cephe selamı verdi mi vermedi mi; Cumhurbaşkanı dedi mi demedi mi diyerek günlerce yazı yazıldı, dil döküldü. Bugün bu tartışma var mı? Hayır yok! Konumuz sadece PKK. Konumuz sadece sınır ötesi! Ordu ve hükümet sık sık bir araya gelerek bu ortak düşmana karşı tavır belirliyor.

Bu gelişmenin temel nedenini merak ediyorsanız, bunu bir çeşit “zoraki evlilik” formülüyle açıklayabilirim. Zaten beklediğim ve yakınlarıma anlattığım bir şeydi bu: Türkiye’de şu anda iki büyük güç var: Birincisi laik ordu ve laik devlet bürokrasi; ikincisi ise bu konuda farklı bir anlayışı olan AKP. Bu iki güç birbirini yok edemez. Çünkü bir tarafta ordu ve devlet, öte yanda da yüzde 47 oy almış bir iktidar var. Dolayısıyla bu iki güç, bir arada yaşamanın, gönülsüz de olsa el sıkışmanın, yani zoraki bir evlilik uzlaşmasının çaresini aramak zorunda. İşte bu çare “ortak düşman” sayesinde çözüldü. Artık kamuoyunun dikkati generallerle AKP’nin çelişkisinden kaydı ve tam tersine bu iki gücün birlikteliğine önem verilir oldu. Hele bir sınır ötesi operasyonları başlasın, o zaman görün siz halktaki sevinci ve kucaklaşmayı: Yaşasın hükümet, yaşasın ordu! Bence PKK; ordu ile AKP arasındaki çelişkinin giderilmesinde, bir arada yaşama koşullarının oluşmasında ve Türkiye’de türbanın kurumsal kimlik kazanmasında çok etkin bir rol oynamış durumda. Niyete bağlı düşünme alışkanlığını bir tarafa bırakarak soğukkanlı bir biçimde tahlil yaptığınız zaman görülen gerçek bu. Kısacası yıllardır tekrarladığımız üç kutuplu Türkiye, iki kutupluya dönüşmekte.