Duydum ki değerli dostum Fikret Ünlü “Türkiye erkekler arası golf şampiyonu” olmuş. Kutlamak için telefon ettim; sesi üzgün geliyordu. “Bomba Kemal öldü!” dedi. O anda üzüntüsünün derinliğini anladım. Çünkü genel olarak bütün sporcuları seven, destekleyen Fikret Ünlü’nün, Atatürk döneminde yetişen güreşçilere ve onlann yurttaşlık bilincine müthiş bir saygısı vardı. Bomba Kemal de bu büyük şampiyonlar kuşağının en değerli güreşçilerinden biriydi. Şimdi size anlatacağım gerçek hikayeyi, Fikret Ünlü’den kaç kez duyduğumu hatırlamıyorum. Bomba Kemal 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda güreşiyor ama birkaç yüz gram fazlası var. Şampiyonluk maçından önce uğraşıyor didiniyor, yemiyor, içmiyor ama bir türlü fazlalıktan kurtulamıyor. Son gün gelip çatıyor. Bomba Kemal hâlâ kilosunun üstünde. Yol üstünde, otele yakın bir yerde ekmek fırını gördüğünü hatırlıyor. Üzerindeki ay yıldızlı formasıyla koşa koşa o fırına gidiyor. Fırındakiler neye uğradıklarını şaşırıyorlar; çünkü koşarak gelen, Fince bilmeyen, ay-yıldızlı forma giyen iri yarı adam, dosdoğru ekmek pişen fırının kapağını açıp içine giriyor. Personel, bu yabancı adam alev alev yanan fırında kavrulacak diye telaşlanıyorlar. Fırının sahibi anlayışlı birisi olmalı ki Bomba Kemal’in üzerindeki formadan, bir sporcu, hatta bir güreşçi olduğunu ve kilo vermek için bu çılgınlığı göze aldığını anlıyor. Ateşi biraz aralıyor ve güreşçinin yanmasını önlüyor. Tüyleri ütülenen Bomba Kemal bir süre sonra tavuk gibi kokmaya başladığını hissediyor. Dişini sıkıp tahammül ediyor ve fırında on dakika içinde iki kilo veriyor. Oradan çıkıp koşa koşa güreşe gidiyor. İşte kaybettiğimiz Bomba Kemal bu. Yurtsever, inançlı, cesur ve temsil ettiği ulusun kahramanı olmaya layık bir sporcu. Amerikalı olsa, şimdiye kadar bu kahraman şampiyonların hayatı üzerine kaç film izlemiş olurduk. Ne yazık ki Bomba Kemal’in ölümü, kendi ülkesindeki gazetelerin spor sayfalarında iki satırla bile yer bulamıyor. Nur içinde yat büyük şampiyon.
