Her insan, yaşamını birinci derecede igilendiren konularda söz sahibi olmalı.
Hastaysanız, ameliyat kararı size de danışarak alınmalı.
Çocuğunuzun okulu konusunda size de sorulması gerekir.
Aile bütçesi üzerinde mutlaka söz hakkınız olmalı.
Ancak bundan sonra sizden bu konularda özveride bulunmanız iste- nebilir.
Eğer kimse size sormuyor, bu ko- nulara karıştırmıyorsa ve siz müda- hale edemediğiniz bu gidişi yanlış buluyorsanız, sizden fedakarlık etme- niz beklenemez.
***
Güneydoğu konusundaki duru- mumuz da böyle.
Hepimizin yaşamını tek tek belirle- yecek olan bu en önemli meselede, ülkenin düşünce odakları devre dışı bırakıldı.
Varsa yoksa "güvenlik" birimleri.
Ne basın karışabiliyor işe, ne ay- dınlar, ne de üniversiteler.
"Güvenlik" Türkiye'de kutsal bir kavramdır. "Güvenlik" sözü duyul- duğunda akan sular durur.
Bu yüzden bazı kişiler, Güneydo- ğu'yu sadece kendilerinin karar ve- rebileceği özel sorunları olarak görü- yorlar.
"SUSUN!" diyorlar. "Sakın bu i- şe karışmayın. Maazallah rejim- le oynarsınız. Hiç bir şeye karış- mayın, sonra sizi vatan haini i- lan ederiz. SUSUN!"
Herkes susuyor.
Ama aynı çevreler, bir süre sonra işlerin sarpa sardığını görünce ba- şarısızlığın da verdiği öfkeyle- si- ze saldırıyorlar.
"Bu tek başına bizim işimiz değil." diyorlar. "Herkes üstüne düşeni yapmalı."
İyi ama bizi karıştırmadığınız, fikri- mizi almadığınız bir konuda nasıl fe- dakarlık bekleyebilirsiniz ki?
Basının bu konuyu tartışmasına i- zin vermiyorsunuz. Bu konuda Cumhurbaşkanı bile konuşsa sus- turuyorsunuz.
Sonra da Güneydoğu'ya gazete dağıtım yasağı gelince "Gidin sava- şın." diyorsunuz gazetecilere. "Sa- vaş muhabiri gönderin."
Şimdi aynı yasak siyasi partilere de geldi.
Bu kez partilere dönüp, "Savaş il ve ilçe başkanları gönderin." mi diyeceksiniz.?
***
Yanlış yoldasınız.
Bu gerçek her gün biraz daha gö- rülüyor.
Bırakın Türkiye bu konuyu tartış- sın. Basın, üniversite, aydınlar, düşü- nürler, siyaset bilimcileri, politikacılar serbestçe ne düşündüklerini açıkla- sınlar.
Yanlış düşünüyor olabiliriz. Bırakın birbirimizin yanlışını düzeltelim.
Siz de bu görüşlerden yararlanın.
Güvenlikle birinci dereceden ilişkili olmayan insanları "vatan haini" o- larak görmekten vazgeçin.
Bu konuda alçakgönüllü davranın ve öğreneceğiniz şeyler olabileceğini kabul edin.
Türkiye bu konuyu tartışsın.
Tek çözüm yolu budur.
Yoksa gelecek yıl bu yazıyı çok da- ha ağır koşullar altında tekrarlamak zorunda kalacağız.
