SON günlerde art arda gelen kitle gösterileri ve açık hava toplantıları bazı yazarların kaygılanmasına yol açtı.
Acaba bölünüyor muyuz, kutuplaşma artıyor mu, siz - biz ayrımı öne mi çıkıyor diye üzüldüler.
Oysa bu gösteriler kutuplaşmaları yaratan neden değil, olsa olsa bir sonuç. Yani buzdağının görünürdeki küçük parçası.
Eğer bir toplumda değişik düşünceler ve değerler etrafında toplanmış olan kitleler varsa, kendilerini bir biçimde ifade etmeleri gerekiyor.
Asıl büyük tehlike ise bu ifade biçimlerinin tıkanması ve düşünce sahiplerinin yasadışı yollara başvurması.
Burada ayırt edici olan önemli nokta şiddet öğesinin işe karışıp karışmadığıdır.
Eğer bir hareket, kendi düşüncesini kabul ettirmek için şiddete başvuruyor ya da amacına ulaşmak için ahlak dışı yöntemler kullanmaktan çekinmiyorsa o zaman kaygı duymak için bir neden var demektir.
Dikkat edilirse Türkiye'de son zamanlarda yapılan gösterilerin hiçbirinde şiddete başvurulmadı, şiddet öğesi ön plana çıkmadı. Bu demokrasimiz için bir aşamadır.
***
SULTANAHMET mitinginde imam hatip okullarını savunan kitleler demokratik haklarını kullandılar ve kamuoyunu kendi görüşleri çerçevesinde oluşturmaya çalıştılar.
Aynı biçimde 19 Mayıs Ankara Hipodromu'nda ve geçtiğimiz pazar günü Sultanahmet mitinginde toplanan kitlelerde kendi görüşlerini uygar ve demokratik biçimde ortaya koydular.
Sorun insanların ayrı düşüncelere sahip olmaları değil, bu düşünceleri demokratik platformda ifade edip etmemeleri ile ilgilidir.
Türkiye'de yaşayan ve şiddete başvurmayı aklından geçirmeyen insanlar, birbirlerine taban tabana zıt görüşlere sahip olsalar bile aynı ülkenin yurttaşıdırlar ve sonuçta kardeştirler.
Ülkenin bir savaşa girmesi durumunda omuza omuza vererek çarpışacak olanlar bunlardır.
Uygar Batı ülkelerinde görüldüğü gibi.
***
ŞİDDETE başvurmayan açık hava gösterileriyle yandaş kazanmaya ya da gücünü göstermeye çalışmak hiç de korkulacak bir şey değil.
Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya gibi ülkelerde hemen her gün hak arayan kitlelerin gösterilerine rastlarız. Amerika ise bu gösteriler konusunda, 1 milyon siyah adamın Beyaz Saray önünde toplanmasına izin verecek kadar hoşgörülüdür.
Bu yüzden Türkiye'deki gösterilerden kaygı duymaya gerek yok.
