Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Hükümetin aptallığına isyan ederek, onları budalalıkla suçlayan kim biliyor musunuz?
Gazi Mustafa Kemal Paşa.
Köhne Osmanlı bürokrasisinin dişlileri arasına sıkışıp kalmış olan bu büyük zeka ve büyük yürek, ülkesini kurtarabilmek için her türlü yasal yolu deniyor ve İzzet Paşa kabinesinde yer alarak Savaş Bakanı olmak için uğraşıyor.
Ama ne mümkün!
Gücü eline geçirmiş olan bir sürü “kifayetsiz muhteris”, hiç Mustafa Kemal gibi bir mücevheri arasına alır mı?
Atatürk daha sonra Yunus Nadi‘ye şunları söylüyor:
“Eğer ben o kabinede bulunsaydım işi daha İstanbul’un eşiğinde iken çözerdim. Elbette karaya Anlaşık devletleri (İtilaf), askerleri çıkartmamak için kesin önlemler alırdım… Eğer ben o kabinede yer alsaydım, hükümet padişahın keyif ve iradesiyle ve yaptıkları gibi defolup gitmezdi. Gerekirse tahtını padişahın başına geçirirdim, fakat hükümet yerinde kalırdı; BUDALALAR. Bu kadar kritik bir zamanda hiç bir ulusun talihi şunun keyfine, bunun zaafına oyuncak olabilir miydi?”
Atatürk neden bu kadar öfkeli konuşmuş, niye soğukkanlılığını korumamış diyebilirsiniz ama unutmayın ki zeki bir insanı, budalalık kadar sinirlendiren bir şey yoktur.
Mustafa Kemal, kendi çapının onda birini bulmayan bir takım siyaset esnafının, koca ülkeyi nerelere sürüklediğini görüp de bir şey yapamamanın acısı içinde, az bile söylemiş.
(Bir başka zeki adam, şair Eşref de aynı kabine için “Padişahım senin nefsin Arap İzzet gibi” dizesini yazacak ve böylece padişahın izzeti nefsini bir güzel kalaylayacaktır.)
SÖVGÜLER
İstanbul’un etkin çevreleri Mustafa Kemal’in yolunu kestiği için, Anafartalar gazisi Anadoluda yeni bir hareket örgütlemek zorunda kaldı.
Bu kurtuluş hareketi sırasında İstanbul basınının neler yazmış olduğuna bir göz atalım: (Kaynak: Baki Öz – Atatürk’ün Anadolu’ya Gönderiliş Olayının İçyüzü)
“idam! İdam! İdam! Mustafa Kemal cezasını bulacak”
“Anadolu Kemalistlerden temizlenecektir.”
“Mustafa Kemal’in maskaralıkları..”
“Sultan Vahdeddin, M. Kemal’i kovarak adam etti.”
“Yasaya aykırı toplantılar ve girişimler”
“…Erzurum’da yaptığı kongre Anayasa’ya ve Meşrutiyet’e başkaldırmadır.”
“Mustafa Kemal macera peşinde dolaşıyor… İttihatçılığın hasta ruhu”
“Ulusal hareketin foyası çıktı.”
YALANLAR
Basın bu hakaretlerle de yetinmeyerek, Mustafa Kemal hareketinin özünü çarpıtmaya ve halkın gözünde küçük düşürmeye çalıştı. Bunun en kolay yöntemi de yalan haberler yazmaktı.
“Kızıl tehlike!”
“Ankara hükümeti Doğu’yu (Bolşevikleri) seçmiştir.”
“Ankara nereye gidiyor? Moskova ile antlaşmaya…”
“Mustafa Kemal kaçmaya hazırlandı.”
VE SONUÇ
İyi ki İstanbul basınının gücü, Mustafa Kemal‘i yoketmeye yetmemiş.
Yoksa eline gazete geçirmiş bir sürü kötü niyetli ahmak yüzünden, Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşamayacak ve Mustafa Kemal tarihte bir asi olarak anılacaktı.
Bu kötülüğü yaparken hiç bir gazete ve yazar “Ben alçağım, budalayım ve kötü niyetliyim” demiyor, kendisini en milliyetçi ve dürüst kişi olarak gösteriyordu.
Belki de öyleydiler ama kafa ve yürek çapları Musafa Kemal‘i anlamaya yetmiyordu.
Bu dersi hiç unutmamalıyız.
