Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Siyah smokinlere bürünmüş müzisyen arkadaşlarımla birlikte, Paris‘te Unesco Genel Merkezi‘nin görkemli binasına gidiyoruz.
Ortalık ana baba günü. Fransız polisi bütün köşebaşlarını tutmuş.
Önünde yüzlerce ülke bayrağının dalgalandığı görkemli binaya güç bela yanaşıyoruz.
Önceden verilmiş yaka kartlarımız olmasa, içeri girmemize olanak yok.
Bir sürü makineden geçtikten sonra sahne gerisindeki yerimizi alıyoruz.
Sıramızı beklerken, monitörden sahneyi, salonu ve başlayan töreni izleyebiliyoruz.
İlk olarak İspanyolların dünyaya sunduğu, yaşayan efsane Monserrat Caballe çıkıyor.
Performansıyla, her zaman olduğu gibi hayranlık uyandıran Caballe‘yi alkışlayanlar arasında 17 ülkenin Cumhurbaşkanı ve 182 ülkenin temsilcileri var.
Gözümüze Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Yasser Arafat, Federico Mayor ve Catherine Deneuve çarpıyor.
Gerçi toplantıya 182 ülke katılıyor ama ancak dört ülke müziğiyle temsil edilmekte: Amerika, Fransa, İspanya ve Türkiye.
Monserrat Caballe, Jean Michelle Jarre ve Barbara Hendriks‘in yanı sıra biz de İstanbul’da kurulan değerli bir oda orkestrasıyla birlikte sahnedeki yerimizi alacağız.
Cumhurbaşkanlarının konuşmaları biter bitmez sahneye çıkıyoruz.
Geçen yıl yazdığım “Janus: Gerçeğin İki Yüzü” adlı orkestra eserini seslendiriyoruz.
Janus, Roma’nın barış tanrısı. Ters yönlere bakan iki yüzü var.
Ben de Türkiye gibi hem batıya hem doğuya bakmak zorunda olan ve neredeyse iki yüze sahip bir ülkeyi anlatmak için daha uygun bir sembol bulamadığım için, parçaya Janus adını vermiştim.
Ünlü neyzenimiz Kudsi Erguner de bize eşlik ediyordu.
İstanbul Senfoni Orkestrası ve Modern Folk Müzik Topluluğu‘ndan oluşan müzisyenler, kardeşim Ferhat Livaneli‘nin unutulmaz katkılarıyla ortaya çıkardığım Janus‘u büyük bir ustalıkla çaldılar ve salonda patlayan alkış tufanını hakettiler.
Onca seçkin sanatçı arasında, neredeyse en beğenilen orkestra olma onuru, Türkiye’den gelen müzisyen arkadaşlarımızı mutlu etti.
Fransız televizyonları akşam haberlerinde orkestramıza yer verdiler.

***

Bu arada Unesco gibi bir kültür kurumu nezdinde Türkiye’yi temsil eden Büyükelçi Ömer Lüten‘in de dinleyiciler arasında bulunduğu rivayet edildi.
Değerli orkestra üyeleri konser öncesi ya da sonrasında büyükelçiliğimiz temsilcilerini görme onuruna kavuşamadılar.
Herhalde elçiliğimizin önemli kültür işleri vardı ki Paris’teki diğer Türk büyükelçileri ve basın da haberdar edilmemişti.
Her şeye rağmen Türkiye, Federico Mayor‘un şahsi davetiyle, 50’nci yıl kutlamalarında sahnede yer aldı.
Bu da sevindirici bir şey.
Hiçbir ücret almadan Paris’e gelen ve başarılı icralarıyla hayranlık toplayan değerli müzisyenlere ve bu arada sevgili kardeşim Ferhat’a yürekten teşekkür ediyorum.