Bazı siyasilerimiz 2000 yılında İtalya’yı yakalayacağımızı söylediğinde çok az kişiyi inandırabilmişlerdi. Ne var ki büyüklerimizin dedikleri gerçekleşti ve daha 2000 yılına varmadan İtalya’yı yakaladık. Yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet skandallarında İtalya’dan geri kaldığımızı kimse söyleyemez. İki toplum da ahlak çürümüşlüğünün yarattığı azgın dalgalarla sarsılıyor. Fakat ne hikmetse iki toplumda da bu sarsılmalar daha çok parayla, pulla ve malla ilgili. İnsan hayatıyla ilgili konular, hırsızlık ve yolsuzluklardan daha az dikkat çekiyor. Oysa bizim bir atasözümüz “Mal canın yongasıdır” der. Biz canı bıraktık, yongayla ilgileniyoruz.

İSKİ yolsuzluğunun bu boyutlara gelmesi, toplumdaki duyarlığı göstermesi bakımından ilginç. Gene de adliye binası önünde Ergun Göknel’i yuhalayan halk, geçen ay elli kişiyi kazada öldüren otobüs şirketlerini neden yuhalamaz diye düşünüyorum. İSKİ olayında para çalınmıştır, otobüs kazasında ise elli ailenin ocağı söndürülmüştür. Sizce hangisi daha önemli? Kaldı ki bu konulardan birinde duyarlı olmak, diğer konuda vurdum duymaz davranma sebebi değil. Türkiye bir kan gölüne dönmüş durumda. Güneydoğudaki savaş binlerce can alıyor. Trafikte on binlerce insanı kurban veriyoruz. Korkunç bir kan davsında militanlar polisleri, polisler militanları öldürüp duruyor. Bu arada her iki taraftan, kurunun yanında yaş da yanıyor. Ama toplumun duyarlığı bu konularda şaha kalkmıyor da İSKİ yolsuzluğu ülkede fırtınalar estiriyor. Bütün kültür ve inançlarda insan canından daha kutsal ve daha önemli bir şey yoktur.

ATV ekranında Savaş Ay ve ekibinin hazırladığı “A Takımı” nı gördünüz mü? Bu fırtına gibi programda A Takımı, Maslak’taki zincirleme kazaları görüntülüyordu. Harp Akademileri önünde yol yapım çalışmaları sürdürülüyor. Gece karanlığında ne bir işaret var, ne de bir uyarı. Yol yapımcıları, uyarı ışığını tabelanın arkasına koymuşlar. Görmenize olanak yok. İlk kazada bir aile paramparça oluyor ve arabayı kullanan erkek ölüyor. Savaş Ay, yetkilileri uyarıyor ve uyarı ışığını tabelanın önüne koymalarını rica ediyor. Cevap şöyle: Oraya koyduk ama vurup aküyü parçaladılar. Savaş, “Böyle koyduğunuzda da insanların beyni parçalanıyor.” diyor. Ve demeye kalmadan aynı yerde üç kaza daha oluyor. Ancak ondan sonra ışığı tabelanın önüne almaya razı oluyorlar. Hıncal Uluç’un yetkilileri uyarmak için çığlık atarcasına yazdığı yazılar, gereken toplumsal yankıyı bulduğu gün, daha dengeli bir ahlak anlayışına kavuşacağız. Yoksa insan canına aldırmayan ve sadece para konularında hassaslaşan bir toplum, sağlıklı bir toplum değildir.