Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Bir kaç gündür gazete başlıkları ve ekranlar, “Büyük Türk Büyükleri”nin müthiş seviyesini sergilemeye yetişemiyor.
Meclis Başkanlığına su fırlatan, sonra da basın toplantısında bunu gülerek savunan ve “Size de firlatayım mı?” diyerek sözüm ona şaka yapan milletvekili mi istersiniz;
Avrupalı parlamenter hanımlara “O….” diyerek, Türkiye’nin başını derde sokan bakandan mı başlarsınız;
Kendini paşa imtiyazlarıyla donatan, 12 Mart’ın sabit fikirli, militan savcısı Baki Tuğ’u mu kınarsınız bilemem.
Rezillik gerçekten de diz boyu!
***
Bunları yazdıktan sonra hemen bir şeyi belirtmem gerekiyor: Bu olup bitenler beni şaşırtmadı.
Bu ülkeyi yönetenlerin bir kısmının ne mal olduğunu zaten biliyoruz.
Duyduklarımız yeni bir şey değil ki!
Bu insanlar günlük hayatlarında da böyleler.
Arkadaşları arasında nasıl davrandıklarını sanıyorsunuz?
Son okudukları kitaptan sözeden, kafalarına takılan siyaset felsefesi sorunlarını tartışan, gelişmiş, kibar ve kültürlü insanlar değil ki bunlar!
Birbirlerine eşek şakaları yapan, milletvekili ya da bakan olmanın üstünlüğünü sıradan insanları ezmek için kullanan, kapalı salonlarda coşunca tabancayı çekip havaya ateş eden, kızdığı kadınlara “O…”diyen, erkek erkeğe yaşanan bir sosyal düzenin şekilsizleştirdiği, şivesi bozuk, beyin kapasitesi sınırlı bir takım adamlar!
Meclis kürsüsüne ya da basına yansıyan gariplikler, bu yaşam tarzının sadece küçük birer belirtisi.
Adamların mayası bu olunca, kendilerini ne kadar saklasalar olmuyor. Bir yerden çıkıveriyor.
***
Yazdıklarım yeni bir şey değil. Siz benden daha iyi biliyorsunuz.
Pazar günü içinizi karartmak için tekrarlamıyorum bunları.
Sadece bir kıyaslama yapacağım: Bir kaç gün önce, İzmir’e Ege Üniversitesi İşletme Fakültesine konuşmacı ola- rak gittim.
Kitap Kulübünü kuran Ebru Al’in aylar süren ısrarlı çabaları ve iradesi sonucunda böyle bir günü ayarlayabildik.
Salondaki bine yakın öğrenciyle saatlerce konuştuk. Temel düşüncelerimi anlattıktan sonra, konuşmayı sorulu cevaplı, dinamik bir tartışmaya dönüştürdük.
Çok ama çok güzel bir gündü.
***
Güzellik paylaşmak ister. Bu yüzden öğrencilerle ve halkın aydınlık kesimleriyle her karşılaşmamda içime yayılan umudu ve sevinci sizlere aktarmak istiyorum.
Öğrenciler sorunlarla öylesine ilgili ki, beyin kapasiteleri ve bilgi birikimleri karşısında şaşkınlığa düşüyorsunuz.
Ülkenin sancılı değişim sürecini analiz etmeye çalışıyorlar. Bunu kendilerine görev edinmişler.
Belli ki canları yanıyor. Entellektüel bir fantazi peşinde değiller.
Çözüm arıyorlar. Türkiye’yi haketmediği azgelişmişlik çizgisinden çıkarmak için uğraşıyor ve kendilerini sorumlu hissediyorlar.
***
Siyasilerin bir bölümüyle, bu öğrencileri karşılaştırdığınız zaman Türkiye’nin içinde bulunduğu raşitik, çarpık durumu daha iyi görebiliyorsunuz.
Bir ülke, böylesine yetenekli bir üniversite gençliğine sahipse daha nitelikli yöneticiler tarafından yönetilmesi gerekir.
Ya da işe tersinden bakarsanız; bugün millet meclisinde olup bitenlerin karşılığı böyle bir üniversite gençliği değil.
İşte bütün sorun; bu tersliği düzeltebilmek!
