Bizim eski tüfeklerin yüreğine yerleşmiş bir casus korkusu vardı. Her yerde casus görürlerdi. Köftecide, meyhanede, sokakta, evde her zaman kendilerini takip eden, izleyen, onlar hakkında rapor düzenleyen ajanlar bulunduğuna inanırlardı. Biz gençlere de tuhaf gelirdi bu. Zulümlerden, hapislerden, işkencelerden geçmiş bir kuşağın hafif bir paranoya durumu olarak değerlendirirdik. Belki de Abdülhamid jurnalleri döneminin bilinç altı bir kalıntısı söz konusuydu. Ama şimdi eski tüfeklere hak veriyorum. Çünkü ben de her yerde casus görmeye başladım: Evraklarımı karıştırıyorlar, dosyalarımı didik didik ediyorlar, kiminle görüştüğümü, kiminle haberleştiğimi kayda geçiriyorlar, para durumumu, ne kadar harcama yaptığımı inceliyorlar; kısacası hayatımın en mahrem noktalarına bile sızmış durumda bu casuslar. Şimdi bu yazıyı okuyan gençler, benim de durumu abarttığımı, aynen bizim eski tüfekler gibi aşırı korkulara kapıldığımı düşünecekler. Ama ben casusların izlediğinden eminim; inanın bana paranoya, aşırı kuşku falan değil. Aradan geçen yıllar içinde casuslar çalışma yöntemlerini değiştirmişler. Şimdi beni köftecide, kahvede, meyhanede takip etmiyor, bilgisayarda izliyorlar. İki gün önce bilgisayarı açüm; bir de ne göreyim. Uyarılar, tehditler gırla gidiyor. Bilgisayarınıza casuslar girdi diyorlar. İngilizce adı: Spyware. Bu casuslar bütün dosyalarınızı kopyalıyor, size ait bütün mahrem bilgileri alıyor ve yazışmalarınızı inceliyor dedikten sonra aman hemen önlem alın, yoksa sonuçlan çok ciddi olur diye uyarıyorlar. Ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Size bir program satın almanızı ve bu casusları, saklandıkları kuytu bucak köşelerde teker teker saptayarak öldürmenizi öneriyorlar. Programın adı “Casus Avcısı”. Kime güveneceğinizi bilemiyorsunuz. Ya bu uyarıyı yapanlar, casusları yollayan kişilerse. Ya siz bu programı satın almak için kredi kartı numaranızı girdiğinizde durum daha da kötüleşirse. Sonunda dayanamayıp programı alıyorsunuz. Kiraladığınız dedektifler hemen çalışmaya başlıyor, bilgisayarınızdaki her şeyi gözden geçiriyor ve size rapor düzenliyorlar. Bilgisayarınıza sekiz casus girmiş. Biri şu dosyada, biri bu mesajda. Sonra da sizden öldürme emri bekliyor. Ne yapacaksınız; çaresiz “Peki öldür!” diyorsunuz. O da başlıyor hepsini teker teker avlamaya. Sonra bilgisayarınız temizdir raporunu veriyor. Bir oh çekiyorsunuz. Ama ertesi gün yine ortaya çıkıyor casuslar, yine sızmışlar dosyalara, hem de sizin kredi kartı numaranızın olduğu yere. Yine “Öldür!” talimatı veriyorsunuz. Bunlar da yere seriliyor. Mübarek, program değil terminatör! (Pardon Kaliforniya Valisi) Şimdilik yabancı mihraklar casus göndermekle, bizim terminatör de bunları öldürmekle meşgul. Bakalım halimiz ne olacak? Her yerde casus var!
