Avrupa Konseyi, nisan ayındaki parlamento toplantısında Türkiye’nin denetimden çıkmasını reddetmek üzereydi. Oradaki Türk milletvekilleri olağanüstü bir çaba ve etkinlikle bu kararı haziran toplantısına erteletmeyi başardılar. Raportörleri ve konseyi, Türkiye’nin bu süre içinde olumlu adımlar atacağı konusunda ikna ettiler. Bu konuda CHP’li vekillerin Sosyalist Gruptaki çalışmaları çok etkili oldu. Ve bugüne geldik. Denetim kalktı. Eğer karar ertelenmeseydi, iki yıl daha denetimde kalacaktık. Böylece Türkiye denetimden kurtuldu ve “denetim sonrası” sürecine girdi. Unutmayalım ki Avrupa bu dönemde de karşımıza çeşitli taleplerle çıkacak. Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirdiğimizi belgeleyen Avrupa Konseyi kararı bile, Avrupa yollarının taşlı dikenli olduğu gerçeğini değiştirmeye yetmez. Daha çok badireler atlatacağız. Çok sıkıntılar çekeceğiz. Yıllar geçecek ve sonunda dönüp bir de bakacağız ki bir arpa boyu yol gitmişiz. Ulaşacağımız nokta ise belli: Adına ister “özel statü” deyin, ister “imtiyazlı ortaklık”, ister “üçüncü Avrupa halkası”; sonuç değişmez. Türkiye hiçbir zaman Fransa, Almanya Yunanistan, İspanya vs. gibi bir tam üyelik beklememeli. Zamanında Avrupa’yı reddeden dar görüşlü siyasetçilerimiz, başbakanlarımız sayesinde tren kaçtı. Yunanistan üye olurken, bize tanınan imkânları ellerinin tersiyle itenler bu ülkeye ve halka tarihi bir kötülük yaptılar. Şimdi Yunanistan, Güney Kıbrıs’la birlikte Avrupalı olmanın bütün avantajlarını kullanırken, bize birliğin kapısında ölüp ölüp dirilmek kalıyor. Ne diyeyim! Yıllarca bu adamları umut yapan halka mı kızayım, yoksa makus talihimize mi küseyim bilemiyorum. Ama gerçek bu. Her şeye rağmen Avrupa Konseyi’nden bu kararın çıkması ve denetimden kurtulmamız olumlu bir gelişmedir. Hayırlı olsun.