Bir yazımda Atilla Yayla’nın fikirlerine iki cümleyle değinmiştim. Yayla, uzun bir yazı göndermiş. Cevap hakkına saygı duyduğum için çok uzun olan yazıyı, anlamını bozmadan bir iki cümle kısaltarak yayımlıyorum: “Ben söz konusu konuşmamda ‘Atatürk gericidir’ demedim. Demedim, zira sosyalist bir bakış açısına sahip olmadığım için tarihin bir lineer eksen üzerinde ileriye geriye hareket ettiğini öngören tarih felsefesini benimsemiyorum. Benimsemiş olsaydım bu kavramsal çerçeveyi kullanırdım. Nitekim pek çok sosyalist yazar kullanmış ve ‘Kemalizm gericiliktir’ diyen makaleler ve kitaplar yazmıştır. Demediğim şeyleri bana maletmeyin, beni denmeyen şeyler üzerinden yargılamaya kalkmayın. Çala kalem yazmak yerine hiç olmazsa gazetedesiniz, Necati Doğru’ya gönderdiğim cevapta ne yazdığıma bakma zahmetine katlansaydınız bu hatayı ve haksızlığı yapmazdınız. Ben konuşmamda tek parti döneminin ifade özgürlüğü, hukukun hakimiyeti, denetlenebilir siyasi yönetim, din özgürlüğü bakımlarından önceki döneme -mesela İkinci Meşrutiyet dönemine- göre ilerleme değil gerileme teşkil ettiğini ve çok partili hayat döneminden daha geri olduğunu söyledim. Bunun doğru olduğuna kuvvetle kaniyim. Son zamanlarda bu konularda yapılmış akademik çalışmalara bakarsanız bu görüşün yalnızca tarafımdan savunulmadığını, akademik camiada ağır basan görüş olduğunu hemen görürsünüz. Heykel meselesini de çarpıtıyorsunuz. Kafamı heykellere filan takmış değilim. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli isminin heykellerinin -tercihen sanat değeri yüksek heykellerinin- bulunmasından daha tabii ne olabilir. Benim söylemeye çalıştığım, üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği’nde bizdeki gibi tarihi ve siyasi sembol tekelinin bulunmadığı ve Avrupalıların bizdeki durumu yadırgayacağı ve sorgulayacağıydı. Bu tespit ve tahminin yanlış olduğunu söyleyebilir misiniz? Bildiğim kadarıyla çok seyahat eden ve yabancılarla kuvvetli bağları olan bir kimsesiniz… Size hiç bu doğrultuda sorular sorulmuyor mu? İngiltere’den ve Fransa’dan bahsediyorsunuz. İngiltere’de ve Fransa’da siyasi veya kültürel sembol olarak heykellerde böyle bir tekel ve heykelleri veya heykelleri olan tarihi şahsiyetleri deifikasyon çabası var mı? Ben siyaset teorisi ve politik iktisat çalışan bir akademisyenim. Hukukun hakimiyeti meselesi ana konularımdandır. Atıfta bulunduğunuz önemli isim Hirsch’ten çok daha önemli filozoflar ve tatbikatçı hukukçular hukukun hakimiyetinin ne olduğu konusunda yeterince aydınlanmamızı sağlayacak muazzam miktarda makale ve kitap yazmış ve içtihat oluşturmuştur. Tek kaynağa bağlı kalmamanızı, onlardan da yararlanmanızı hararetle tavsiye ederim. Liberaller fikirlerin değerine ve gücüne inanırlar. Fikir tartışmasına her zaman açıktırlar. Gök kubbe altında eleştirilemeyecek, akıl, mantık ve sağlam bilgi süzgecinden geçirilemeyecek hiçbir konu olmadığını kabul ederler. Fikirleri olduğu için de usulüne uygun fikir tartışması yapmak yerine muarızlarını -benim maruz bırakıldığım gibi- karalama ve hakaret etme çabası içine düşmezler. Karalama ve hakaretin bunu yapanı doğrulamayacağını ve karşı tarafın tezlerini çürütemeyeceğini bilirler. Ben yayınları, dersleri ve faaliyetleriyle kimliği ve duruşu ortada olan bir kimseyim. Hakkımda daha iyi fikir edinmek istiyorsanız lütfen eserlerime göz atın. Bunu yapmanız, eminim size sadece beni daha iyi tanımak bakımından değil aynı zamanda liberalizmin ve liberalliğin ne iyi olduğunu daha iyi kavramak bakımından da çok yardımcı olacaktır. Mutlu ve sağlıklı günler dilerim. Prof. Dr. Atilla YAYLA”