REFAH Partisi yüzde 21'le Türkiye'nin rotasını ve Batı ittifakı içinde yer alan laik bir Cumhuriyet oluşu gerçeğini değiştiremez dedik, ama dört liderin kişisel hırsı sayesinde neredeyse bunu da başaracak.
Durumu yabancılara anlatmaya çalışırken güçlük çekiyor, ne kadar saçmasapan nedenler yüzünden bu noktaya sürüklendiğimizi daha derinden kavrıyor ve kaçınılmaz olarak acı duyuyorsunuz.
Türkiye'nin İranlaşma sürecine girdiğini söyleyen yabancı gazeteci ve politikacılara Refah'ın yalnız yüzde 21 oy aldığını, yüzde 79'un Refah'ın görüşlerini paylaşmadığını anlatıyorsunuz.
Haklı olarak, "Peki o zaman niye Refah iktidarda?" diye soruyorlar.
"Merkez sağda iki parti, merkez solda da iki parti var. Bu partilerin görüşleri ve programları birbirine benziyor ama liderleri anlaşamadığı için bir araya gelemiyorlar. Bu da Refah'ın aradan fırlaması sonucunu doğuruyor" yorumunu yapıyorsunuz.
Şaşarak bakıyorlar.
SORUMLULUK
Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal ne kadar ağır bir sorumluluk taşıdıklarının farkındalar mı acaba?
Yoksa gündelik parti dedikoduları arasında boğulup, Türkiye'nin nereye kaymakta olduğunu göremiyorlar mı?
Gelecek kuşakların kendilerini nasıl anacaklarını hiç mi düşünmüyorlar?
Bu aymazlık nereye kadar sürecek?
Genel başkanların tek derdi, partilerine hakim olmak ve egemenliklerinin sarsılmasını engellemek.
Sonra da pusuya yatıp, olası bir koalisyon ortaklığını beklemek.
Gerçeği söyleyene de kızmaya başladılar: Baksanıza Bülent Ecevit, doğruları söyleyen ve partiyi uyarmaya çalışan Bülent Tanla'ya nasıl sinirleniyorlar.
Hüsamettin Özkan, Piar - Gallup başkanı olan araştırmacı arkadaşından "O benim tetikçimdir." diye sözetmek cüretini gösteriyor.
Diğer partilerde de durum farklı değil.
Türkiye, Batı dünyasından dışlanır ve her bakımdan köşeye sıkıştırılırken, liderlerin tek derdi kişisel hırslarını tatmin etmek.
***
YILLARCA yazdık: Bu durumu anlatmaya çalıştık.
Ankara'daki bazı TC yurttaşlarının yükselme hırsını ve oynadıkları siyasi tavlayı teşhir etmeye çalıştık.
Ne var ki, uyarmaya gücümüz yetmedi!
Her eleştirimiz, parti militanları (ve durumu biraz geç kavrayan yazar arkadaşlar) tarafından sövgülerle karşılaştı.
Suçumuz, gelişmeleri onlardan erken görüyor oluşumuzdu.
SHP-CHP'NİN TARİHİ HATASI
Şimdi geriye doğru bakınca açıkça görülüyor ki SHP - CHP, Tansu Çiller'i iktidar yapmak ve orada tutmak için yıllarca çırpındı.
Eğer Erdal İnönü, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve Deniz Baykal'ın sınırsız desteği olmasaydı Tansu Çiller'in başbakan olması ve buralara tırmanması mümkün değildi.
Şimdi Çiller, yıllar süren bu destek sonunda sağladığı avantajı, Refah'ı iktidarda tutmak için kullanıyor.
***
ÇİLLER'i yakından tanıyan bir arkadaşım yıllar önce bir uyarıda bulunmuş ve herkesin "cici kız" olarak gördüğü bu hanımın, ihtirası uğruna koca ülkeyi yakacak karakterde olduğunu söylemişti.
Ne kadar haklıymış!
Keşke yanılsaydı!
***
YAZI burada bitmişti. Göndermeden önce bilgisayarı bir kez daha açıp, bir cümle ekleme gereği duydum:
Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal!
Eğer gelecek kuşaklarca "Sayın" olarak anılmak istiyorsanız kişisel hırslarınızı bir kenara bırakıp, ülke çıkarlarında aklın yolunu seçin.
Yoksa bu halkın iki eli kıyamete kadar sizin yakanızda olacaktır!
